türk olduğu halde ilginç bir şekilde türk tarihinde yeri yoktur. bu sadece türkiye türklerine has bir durum değil. azerbaycan haricinde diğer türk unsurları da tarih çalışmalarında şah ismail'e ve safevilere yer vermemiştir. osmanlı memlük ile de savaşmıştır ancak memlüklerin yerildiği, aşağılandığı bir kayıt bulamazsınız arşivlerde. hatta osmanlı portekizlere direnebilmesi için memlüklere lojistik yardımda bulunmuş olduğu halde memlük sultanı kansu gavri şah ismail'in osmanlı'ya karşı ittifak kurmak adına venediklilerle irtibat kurmasında etkin rol oynamıştır. tabi sonradan osmanlı korkusu ile bu venedikli askeri yetkililer memlük topraklarında tutuklanmıştır. memlüklerin bu denli ihanetine karşın yine de safeviler kadar yerilmemiştir memlükler.
şah ismail ise türk dünyasının tarihi geçmişinde hep nefretle anılmıştır her nedense. tabi osmanlı'ya gelene kadar savaştıkları hep türkler olmuştur. örneğin akkoyunlular (akrabalarıdır kendisinin) ve özbek hanlığı gibi. buna bağlı olarak osmanlı'yı memlükler ile savaştı diye eleştiren arkadaşların cehaletten ve maksatlı olmaktan sakınmalarını diliyorum. bu ayrı bir konu olmakla birlikte şah ismail ve safevi devletinin türk tarihinden bu kadar soyutlanmasının altında osmanlı'ya karşı venediklilerle, hatta ve hatta memlük gücünü kırmak için portekizlilerle yaptığı ittifaklar ve en önemlisi habsburg safevi ittifakının yaşanmış olması ana sebep gibi geliyor bana. osmanlı'nın savaştığı ve yenildiği timur devletinin ismi cumhurbaşkanlığı forsunda yer alırken ismail'in devleti orada yoktur ilginç değil mi? bakacak olursanız türk aşağı türk yukarı gözümüze sokula sokula övülen bu zatı muhtereme methiye düzenler şah ismail'in bu yönünü hiç bilmezler ya da işlerine gelmez. tarihin siyasallaşması da kötü tabi ki.
bu zatı irdelemek o kadar kolay değil, en geniş kaynak roger savory'nin eserleridir. savory çok iyi bir safevi tarihi uzmanıdır. ismail hakkında öyle şeyler yazmıştır ki aklınız durur. mesela ismail'in kızılbaşları onu mehdi olarak görüyorlardı der, hatta ali'nin kendisi, ismail donuna girmiş ali... tabi bazı tespitleri çok ileri boyuta da taşır onları yazmak istemiyorum. malumdur ki çaldıran'a gelene kadar büyük zaferler yaşamıştı ismail, bu yüzden de kızılbaşları onun gerçek mehdi olduğuna inanıyordu. çaldıran'da yenildiğinde ise bu karizmasının askerleri arasında ''çizildiğini'' ekler savory. çünkü ismail'in kızılbaşları etkilenmesinin altında elbette teolojik bir temel vardı. o da kendisinin ismail donundaki ali olması ya da mehdi olmasıydı.
kısa bir not olarak eklemeliyim ki kendisi musa el kazım soyundan gelen bir seyyid falan değildir, zaten islam tarihinde ipini koparan seyyid olduğu için, bu seyyidlik meselesi ayrı bir konudur ancak ismail bir seyyid değildir.
ayrıca arap ve acemi kendine köle etmekten çok, türk'ü fars'a kul etmiştir desek yeridir. şah abbas dönemi korkunç türk katliamları ve bürokrasideki fars etkisini, türklerin yavaş yavaş sistemden egale edilme sürecini yine savory'nin eserlerinde bulabilirsiniz. çünkü ismail'de abbasiler gibi o ihtişamlı aryan medeniyetinin tesirinden kendini kurtaramamıştı. mesela bir oğlunun tahmasp diğerinin adı abbas'tır. tahmasp bir sasanili ismidir, abbas ise malum. o topraklarda hüküm sürmüş iki kudretli medeniyetin üzerine şeyhlikten şahlığa giden süreci inşa etmiştir ismail. itici güç olarak da on iki imam şiiliğini kullanmıştır ancak kendisi hiçbir zaman ortodoks şiiliği yaşamamıştır çünkü kendisi de şiilik esaslarını bilmemektedir bu yüzden cebeli amil bölgesinden şia akaidine dair kitaplar getirtmiştir. çünkü sünni osmanlı'nın karşısına öyle bir şeyle çıkmalıydı ki topluma heyecan katsın ve devinim sağlasın... elbetteki din olgusu o dönemde etkin bir propaganda aracıydı ve şiilik kendisinin işini görecekti. bu uzun bir konu daha sonra değinmek istiyorum buna. ancak şah ismail buveyhi ve fatımi tahripkar anlayışının mirasını devralarak bunu daha korkunç hale getiren biridir. şeriati'nin ali şiası safevi şiası kitabı bu gerçeği en çıplak hali ile ortaya sermiştir.
şu ve ya bu şekilde tarihe adını kazımış biri olduğu sabit olmakla birlikte, ismail'in türklüğü üzerinden ''sidik yarıştırdığını'' sanan arkadaşların varlığı iç acıtıdır. çünkü bir insanın nesebini, diğer halklara karşı övünme vesilesi olarak kullanması acınacak bir durumdur. özellikle ''yavuz'dan daha türk'tür'' lafına çok gülüyorum. evet ismail türk'tü, hatta bir diğer türk olan osmanlı'ya karşı doğu avrupa hristiyanları ile ittifak yapacak kadar hem de. ne oldu şimdi? ne değişti? hiç...
işte bu yüzden türklük yarıştırmanın mantığı yoktur. anlatmak istediğim budur. çünkü ortada bir iktidar hakimiyeti var, din milliyet kavgası yok.
şah ismail'in başarılı ihtiraslı ama en çok da ilginç bir adam olduğu da aşikar. gizemli bir adam değil ama çözülmesi de kolay olan biri değildir ismail.
türk tarihinin figürlerinden biri işte, her ne kadar türk tarihinde 500 yıldır yer bulamasa da.