Pazar akşamı derbi maçı televizyondan seyrederken olaylar, olaylar, olaylar aşamasına gelindiğinde aynen böyle dedim işte: Bu işte bir bit yeniği var...
Malum, Galatasaray taraftarıyım.
Ama çeşitli aralıklarla semtte yaşamış biri olarak Çarşı nedir, köyiçi ruhu nasıl bir şeydir ve mesela Hasbi neresidir, en hızlı garsonu kimdir (Yaşar!) gayet iyi bilirim.
Gezi Parkı direnişine verdiği destekten sonra aba altından sopa gösterilen grupların başında geliyordu Çarşı.
Semtte Başımıza çorap örmeye kalkacaklar, aman sakin ve uyanık olalım muhabbetlerine defalarca tanıklık ettim geçtiğimiz yaz boyunca.
En yaygın senaryo, Kasımpaşada oynanacak ilk maçta arıza çıkarılacağı ve faturanın Çarşıya kesileceği yolunda olandı.
Bir kavga patlatılacak, sorumlusu Çarşı ilan edilecek ve ip çekme operasyonu için zemin oluşturulacaktı.
Sakin ve uyanık olalım uyarısı özellikle yaklaşan bu tarih için yapılıyordu.
Anlaşılan birileri sabredemedi ve her ihtimalde çok ses getirecek derbi maç uygun görüldü kumpas kurmak için.
Nasıl bir kumpas bu?
*
Maça giden Beşiktaşlı arkadaşlarımla konuştum. Hiçbiri maç kaçırmaz, tribünün yapısını, kimlerin neci olduğunu filan gayet iyi bilir.
Hepsinin dikkat çektikleri ilk nokta bariz güvenlik zafiyeti oldu öncelikle.
Aranmadan, hatta bileti kesilmeden, kırılmış turnikelerde bir güvenlik görevlisine bile rastlamadan maça girmişler.
75 bin kişinin izleyeceği bir derbide birden fazla (7-8 adet diyorlar) turnikenin yol geçen hanına çevrilmesi ve polisin buna seyirci kalması mantıklı mı sizce?..
Ben cevap vereyim isterseniz: Herhalde 30 yıldır maça giderim, hiç böyle bir şey görmedim, duymadım!
*
Maça sızan bir grubun provokasyonundan bahsediyor yetkililer, devlet büyüklerimiz, bakınız Bülent Arınç.
Sayın Arınçla nadiren de olsa aynı fikirdeyiz demektir.
Kuruluş amaçlarından birinin de maçların 34üncü dakikasında Her yer Taksim, her yer direniş dememek ve diyenleri ıslıklamak olduğunu anladığım 1453 Kartalları adlı grubun Twitter hesabından yayınlanan fotoğraf ve mesaj ilginç mesela.
3 hafta önce kurulmuş bu tribün grubu. Ve Twitterda tomar tomar maç bileti fotoğrafı eşliğinde şu mesajı yayınlamışlar: Birkaç kişisiniz diyenler, sayın bakalım kaç kişiyiz? Fotoğraftakiler minik bir kısmı. Bizi görünce şaşırmayın...
Bu grup maçtan sonra tekbir getirerek sahaya girenlerle alakasının olmadığını açıkladı; bu durumda sözlerine güvenmemiz gerekiyor herhalde!..
Öte yandan dün sağlam gazeteci ve sıkı Beşiktaşlı dostum Rıdvan Akarı da aradım geçmiş olsun demek için.
Niçin geçmiş olsun sevgili Rıdvana?
Rıdvan maçlarda Her yer Taksim, her yer direniş sloganına katılma potansiyeli bulunan bir gruba yakın oturuyor.
Sahaya dalan grubun önceden su şişesi atarak, hakaret ederek karışıklık çıkarmaya çalıştığını, malum kırmızı kart pozisyonunu bahane ederek saldırıya geçtiklerini söylüyor.
Saldırıya uğrayan grupta kaburga kemikleri kırılanlar filan var. Rıdvan da kavgayı ayırmaya çalışırken düşmüş ve ayağı kırılmış.
Yani cuma günü CNN Türkte oturarak program sunduğunu görünce sebebini merak etmeyin, sahaya dalan sürü yüzünden ayağı kırık dostumun.
*
Bu arada önlerine çıkanları devirip sahaya tekbir getirerek girenleri daha önce bir maçta gören eden de yok.
Bir anda Beşiktaşlı olmuşlar sanki ve bir anda fanatizmin dibine vurmuşlar. Bak şu işe!
Giren Çarşıydı diyene de gülerler ve Pikaçu mu len Çarşı? diye sorarlar; çünkü Çarşı Doğu Tribün üst katta, evrim geçirip uçmayı öğrenmeleri gerekiyor sahaya dalabilmek için.
Neticede acemice bir provokasyonu işaret eden çok levha var.
Lige harika başlayan Beşiktaşa bu kötülüğü yapanlar Beşiktaşlı olamaz, hele Çarşının çocuğu hiç olamaz.
60 küsur kişiye 1 yıl men cezası verilmiş. Bana sorarsanız daha önce maçla ilgileri yoktu, bundan sonra da olmaz. Yani ceza sayılmaz kurulup sahaya salınmış bu piyonlara.
Çarşıyı yemek için daha sağlam bir diş lazım, tut ki o dişi buldun ve yediğini sandın, o zaman da mideye dikkat et derim; feci bozar, öyle böyle değil...
Özetle, yedirmezler Çarşıyı canım...
--spoiler--
24 eylül 2013/hürriyet.