karanlık hiçlik midir dersiniz? bence karanlık her şeydir. karanlık açgözlüdür, sahip olduğunuz her şeyi ister, ruhunuzu bile.
hayat her zaman aydınlığı kovalar. peki üzerinize karanlık çökmüşken emin olabilir misiniz yaşadığınızdan? ben eminim. karanlığı yok sayacak kadar korkusuzum. etrafımdaki, bir görünüp bir kaybolan suretler umurumda değil.
koşuyorum. yapmam gereken son bir şey kaldı, onu hemen bulmalıyım! canım yanıyor, haykırıyorum ama beni duyan yok. herkes çıldırmış durumda. birbirlerini görmüyor, duymuyorlar. sadece koşuyorlar, nereye gideceklerini bilmeden.
koşmaya devam ediyorum ama yok işte. hiçbir yerde yok. cesaretimi kaybedeceğimi bile bile kaldırıyorum başımı gökyüzüne. işte kaçınılmaz son. tanrı verdiklerini geri alıyor. insanlar karanlığı yırtarak kaderlerinin son durağına doğru yükseliyorlar. gözlerim bana ihanet ederek onu gökyüzünde arıyor. hayır, henüz değil. gitmek istemiyorum!
sonrası derin bir sessizlik. hiçbir şey hissedemiyorum. olamam gereken yerden hızla uzaklaşıyorum. karşı koyamadığım bir güç beni gökyüzüne çekiyor. demek zamanım gelmiş, artık ben de onlardan biriyim.
kulağımda yumuşak bir melodi, bana yaralı bir martının öyküsünü anlatıyor. uzakta, yaralı, terk edilmiş bir martı. durun biraz, bu sesi tanıyorum, bu onun sesi!
hikayemin bakış açısı bu noktada yön değiştiriyor. ilahi bakış açısıyla anlatmaya devam ediyorum ama hikaye yıllar önce yazıldığı için bazı bölümler kayıp. orijinal halini bozmamak adına eksik noktaları tekrar kaleme almayıp eksik haliyle yazmayı tercih ettim.
bütün hikayeleri serbest bıraktı. onların gökyüzüne yükselişini izlerken boğazının yandığını hissetti. bugünün geleceğini o da en az annesi kadar iyi biliyordu. yere uzanıp, canının yanmasına aldırış etmeden sadece izledi. özgürlüğüne doğru ilerleyen ruhlar ve yanlarında her biri mutlu sonla biten hikayeler.