bu sabah ciğerlerimi tütünle değil de yeni ba$lamı$ çisilti sonucu nemlenmi$ kara toprak kokusu ile yıkadım ve ilk defa büyükbabamdan miras kalacak arsanın kaç dönüm olacağını , bu sene tarladan kaç kuru$luk ürün hasat edeceğimi değil sade sade toprağı dü$ündüm.
o toprak ki bizi vâr kılan ,
o toprak ki namazımızın ardından bizi kendine uyduran.
aslında onu kurtarmak halâ elimizdeyken , ben fantazilere daldım. gerçekle$mesi an meselesi olan türden fantazilere.
onun yokluğunu dü$ündüm.
toprak yoksa sabahın köründe uykumuzu bölebilecek güzellikte kokan çıtır çıtır sabah ekmeği olur mu ?
toprak olmazsa tüyleri tüylerimizi diken diken etmeye yeten sulu bahçe $eftalileri olur mu ?
o yoksa soğuk ve uzun kı$ geceleri eski tip fırınlı sobamızda karnını çizip közleyebileceğimiz , muhabbetimize katık yapabileceğimiz kestane olur mu?
her şeyin ba$ı ; o olmazsa eski toprakların uğruna kanlarını ve canlarını serpi$tirdikleri vatan olur mu ?
olur mu hah ?
ana , yâr , kızan , vatan.
aslında hepsi kocaman bir yalan.
biz toprağa a$ığız.