1957 karacabey doğumlu olduğunu duyduğum, gerçek kesit programının her şeyi, ''ne versen giyen, oynayan, oynayatan; kah bir liseli, kah bir esnaf, kah bir zengin, kah bir sapık, kah bir deli''.. kimilerine göre de türk televizyon tarihi'nin -ki kendisi de çok eskilere dayanmamaktadır - gizli kalmış al pacino'larından birisidir.
böyleydi işte cahit kaşıkçılar. hiç unutmam, bir bölümünde ''zavallım'' karısını hastalıktan mı, neyse işte kaybediyordu, yavaş yavaş da hafızayı kaybetmeye doğru gidiyordu, o bölümün ilerleyen dakikalarında, perihan savaş'ın yeni kalkmış gibi görünen mahmur gözlerle servisini yaptığı gibi, duvarlara konuşuyordu; ''vah zavallım!'' demiştim ben de, ''garibime bak, böyle şeyler de olabiliyor demek ki!'' diye. demek ki, kendisi amatör - mamatör, bir şeyleri kabullendirebiliyormuş, komedinin aksine oyunculuğunu sergileyebiliyormuş. böyle böyle, onlarca bölümde yaklaşık bir 5 - 6 sene evlerimize konuk oldu. ben de, o zamanlar orta okula giden bir fert olarak, pek bir kafam basmasa da, ''anne bak bakalım gerçek kesit başlamış mı'' diye sorardım. babam da, ''hah gel bakam faidelibilgi, çıktı senin şarapçı'' derdi bu adamcağız için, ben de gülerdim. ne yapacaksam o zamanlar, bu adamcağızı izleyip de; türlü türlü kesici, bilimum biçici aletlerin, kendi işlevleri dışında ne işlere gebe olduğuna şahit olacaktım herhalde''
kısacası, öyle ya da böyle, ama sarı bıyık, ama cahit kaşıkçılar olarak, evlerin hemen hemen tümüne girmiş, kendisini de zamanla sevdirmiş bir abimizdir kendisi. bursa erkek lisesi'nde okurken, ara sıra incirli diye bir semtten geçer, kendisinin çiçekçi dükkanını görürdüm; sonra bir gün otobüsle geçerken, dükkanın kapandığını gördüm, sanki içimde bir şeyler eksilmiş gibi oldu'' başka zaman, otobüsle geçerken, onu çiçeklerle uğraşırken, birisini bıçaklamaktan ya da baltalanmaktan ayrı bir uğraş içerisinde kendisini görmek, beni hayretlere sevk ederdi, ee ne de olsa bizden birisiydi o da artık...