sokaklarında kosturdugumuz top oynadığımız cocuklugumun geçtiği mahallede yaklaşık 10 15 dönümlük bir arsa vardı. ortasında da bir trafo. cayır çimen ağaçlık falan gerisi hep. içimiz giderdi orada top oynamak için. ama hem köpekler vardı hem de kötü adamlar kaçırırdı. köpek cenneti derdik zaten. kötü adamlari ise hic görmemiştik. sonra büyüdük. yolumun üstü oldu bu trafonun yolu. evet adamlar vardı şarap icerlerdi sürekli orada ama artık korkmazdık. Çünkü kötü adam diye bir şey yoktu senin gibi olmayanlar vardı sadece. arada boş gördükçe oraya gider oturur oldum seviyordum burayı. öyle yalnız başına duruyordu trafo sessizlik vardı ay ışığı ve uzaktan sokak lambasinin ışığıyla aydinlanirdi. sakin ve huzurlu bir yer işte. bir gün yine bi kaç tane bira aldım bir pakette çorap kokulu cipsten oturuyorum yine müzik dinliyorum düşünüyorum yerdeki taşın üstüne oturmuşum birisi geldi afiyet olsun dedi yandaki egri büğrü taşa oturdu. sağol abi dedim. siyah posetinden bir şarap çıkardı. kısa boylu kel denecek kadar alnı açık ve seyrek kısa saçlı sakalları da sarı ve beyaz karışık bir adam. alnı çizgili. üstünde mavi beyaz çizgili lakos var. hatırlıyorum çünkü genelde onu giyerdi sonraki oturmalarimizdan biliyorum. bir süre kimse konuşmadı sonra ben sordum buraya sık sık gelir misin abi dedim. şuradaki ganyan bayinde ya da yanındaki kahve de olmazsam burada olurum dedi. kötü adamlardan biri işte bu. hiç kötü gibi mi. sonra muhabbet muhabbet bol bol. ismi çetinmiş. kendi öyle çok konuşuyordu ki ben konusamiyordum. musade etmiyordu pek. bende istemiyordum zaten cok guzel konuşuyordu dinlemenin konuşmaktan daha keyifli olduğu adamlardan. ben miroğlu o kuşçu misali. yaşımı işimi sordu. hayır niye sordum biliyor musun oğluma benziyorsun dedi. oğlu jokeymiş ohoo zengin benim oğlan gazi koşusunu kazandı geçen tanırsın belki senle de aynı liseden falan. tanimiyorum dedim. sonra arkadaşlara sordum onlarda tanımıyor. neyse saatlerce anlattı bazen çetin abiyi ziyarete gelirmiş babasına para yollarmış konuya da vakıf öyle çok şey biliyor ki atlar üstüne ilgimi çekmeyen bu konuyu bile merakla dinliyordum. adam bir derya deniz müthişte bir butunlukle anlatiyor. oğlunu cumhurbaşkanı mı kutlamamis kimlerle tanismamis. ogluyla oyle iftihar ediyordu. resmen aşık çok seviyor. abi iş güç ne hanım falan. bırak karıyı manyağın teki görüşmüyoruz dedi. asker emeklisiymiş. tanismamiz boyle oldu cetin abiyle. sonra takımla tanıştım. bu dedi benim oğlum gibidir bakın artık o da bizden dedi. Öyle ilginç ki bu haller ben de artık kötü adamdım nasıl hoşuma gidiyordu. sen bizim en genç üyemizsin diyorlardı bana. en küçüğü bendim çetenin. sürekli uğrardım yanlarına. bazı zamanlar çetin abiyle ikimiz takilirdik. akşamları onu kahveden ya da ganyandan alır trafoya geçirdik. bazen diğerleri de katilırdı bize. ama onsuz hiç olmazdı. çetin abi hep birlikte olduğumuzda da en çok konusandi. en buyugumuzde oydu zaten. bir gün oğlu gelecekmiş. beni tanıstiracaktı. kimse diyorum artık merakla bekliyorum şu anlattığı oğlu bana nasıl benziyorsa. tanisamadik ama nasip degilmiş aynı gün istanbula dönmesi gerekmiş dönmüş. temmuzda yine gelir o zaman tanisirsiniz mutlaka dedi. e temmuza daha çok var. anladım ama oğlu cetin abiyi pek sevmiyor kesin bir sey var aralarında. bi gun gelip gider mi evlat kırk yılda bir gelmissin. cetin abinin takıntısı da bu yüzden demek ki. bir gün hikmet abi aradı bizim çeteden o da kötü adam. beni çağırdı. hayırdır abi sabah sabah noldu dedim. çetin abi ölmüş. cenazesini kaldırdık. çok kimsesi de yokmuş zaten. oğlu hangisi dedim zafer abiye. oğlu yok onun dedi. karısı cinnet geçirip oğlunu dört yaşındayken boğazını sıkıp öldürmüş. sonra da kendini asmış. benim dışımda herkes bilirmiş bunu. ses etmezlermiş meğer. niye kimse söylemedi ki bunu bana. niye sakladilar. bu benim için çetin abinin ölümünden de zor olmuştu. binlerce düşünce geçti aklımdan o an. demek ki beni bu kadar sevmesinin nedeni buydu. oğluna bu yuzden bu kadar benziyordum. aslında oğlu da bendim. Çünkü bana benzeyecek bir oğlu yoktu.