yalnızlık

entry9525 galeri video40
    4299.
  1. içi boşaltılmış bir kavram. içini oymakla kalınmamış, farklı bir anlam da yüklenilmiş. sevgilisiz kalmak ile yalnız olmayı bir tutar olmuş insanlar. alt katımızda yaşlı bir kadın oturuyor. fazla zaman olmadı taşınalı. yeni taşındı sayılır.

    anneme sıklıkla tembih ediyordum. kadın yalnızmış. hem sen sıkılmazsın, hem de o. birbirinize gidip gelin diyordum. bir gün; eve geldiğimde hiç kimse yoktu. aldırmadım. aşağı kata indim. zile bastım. annem kapıyı açtı. misafirler kapı açar mıydı? ne de çabuk yakınlaşmışlardı böyle. arkasından kadın da geldi. kadını son kez görüyormuş gibi baktım. ne kadardır ağlıyorlardı? "dört şiş göz." ne oldu diyemeden anahtarı elime tutuşturdu annem. kapıyı iştahla kapattı.

    eve geldi. hayırdır dedim. ne oldu? biliyordum. bu yaşlarda bulunan bir kadın, neden yalnız olurdu? aynı tiyatronun farklı bir yerdeki gösterimi değil miydi? oyuncular farklı, ama oyun hep aynıydı. kadın, 15 yıl önce boşandığını söylemiş. yakın zamana kadar, kızı ve damadı ile birlikte aynı evde yaşıyormuş. damat, artık bu işten sıkıldığını gizlemiyormuş. her akşam yemeği kavganın başlangıcıymış. sonra; aynı şeyleri kızının yaşamasına engel olmak için buraya taşınmış. annemin gözleri doldu. bu hale düşmekten mi korkuyordu? bana güvenmiyor muydu bu kadın? babama bile güvenmişti. bana neden güvenmiyordu? kızmıştım. altı yıl önce babam da bizi terk etmişti. dokuz yıl sonra bu hale geleceğini mi düşünmüştü? "düşünsün" yanılıyordu. ben varken böyle bir şey olmayacaktı.

    ne zaman bir araya gelse bu iki kadın, ağlıyorlardı. işte insanları birbirine yaklaştıran şeyler; bunlardı. ortak acıya sahip insanlar arasında garip bir yakınlık kuruluyordu. aynı anda, aynı duyguları yaşamak insanları yakınlaştırıyordu. bir sorun yok muydu? birbirlerini gördüklerinde, hep ağlayan yüzleri aklıllarına gelmiyor muydu? sürekli eskiyi çağırmıyorlar mıydı? yaşlı kadın yalnızdı ama böylesi daha kötü değil miydi? artık ben gidecektim. hem ağlayan insanlara da alışıktım.

    işten döndüm. bugün yaşlı kadının yanına dördüncü kez gidiyordum. artık, zihnimin içindeyken de kadını çağırıyorken "yaşlı kadın" olarak değil de, "teyze" olarak çağırıyordum. başka bir gün; kaç yaşında gösteriyorum deyip gülmüştü. tuzaktı. bilmiyorum demiştim. tahmin ettiğimden on yaş küçük çıkmıştı. insan yaşının yıllarla alakası yoktu. yaşanmışlıklarla alakalıydı. hayatından altmış üç yıl geçmişti ama yetmiş beş yaşındaydı. atalarımız bu yüzden mi ‘yaş’am demişlerdi?

    başka bir gün; bana eski kocasını anlattı. şu an genç bir kadınla evli olduğunu ve muhtemelen ölürse mutluluktan öleceğinden bahsetti. kadın kızımdan büyük müdür bilmiyorum dedi. güldü. insan, hislerini gizlerken de gülüyordu. insan beyninin çağrıştırma mekanizmasından nefret ediyordum. aklıma çocukluğumdan beri dosluğum olan, yakın arkadaşım geldi. daha geçen gün dost meclisinde "yalnızım dostlarım" deyip kadeh kaldırmıştı. gülmüştüm. insanın yalnızken nasıl dostu oluyordu? böylelerine dostluğum fazlaydı. küçükken olsa burnunun tam ortasına yumruk vururdum. vurmamış mıydım sanki? insan, çocukken kendini tutmak için uğraşmıyordu. geçiriyordu yumruğu. insan bu yüzden mi özlüyordu çocukluğunu, büyüdüğünde kendini sınırladığı için miydi hep?

    başka bir gün komedi dizisi izliyorduk. onunla dram izlemek delilik olurdu. her espriye gülüyor, göz ucuyla kadına bakıyordum. neden gülmüyordu bu kadın? neden işe yaramıyordu bu sürü psikolojisi? kahkaha efektlerini bu yüzden koymuyorlar mıydı? “birkaç kişiye daha ihtiyacım var.” mutlu aile tablolarına dayanamıyor, ağlıyordu. üç dakika önce gülerken, nasıl oluyor da şimdi ağlayabiliyordu? işte insan hislerini gizlerken de gülüyordu.

    bu kadın bana çevremde bulunan insanların ikiyüzlülüğünü gösterdi. o'nun yalnızlığı yanında, facebeook'ta durum güncelleyip, yalnızım diye ağlayan kızın yalnızlığı hiçbir şeydi. hem yalnız bile değildi o kız. sevgilisi yok diye ağlayan çocukluk arkadaşımın yalnızlığı? hiçbir şeydi. dostu varken nasıl yalnız oluyordu? sen mi yalnızsın diye sorduğumda da "kalabalıktaki yalnızlık" diye geveliyordu. bir de kılıf bulmuyorlar mıydı. deli oluyordum.

    yalnız insan böyleydi. herkes gibi yaşamıyordu hayatını. başkaları yaşıyor, ama o yaşlanıyordu.
    20 ...