Şimdi kürt-islamcı cephenin utanmadan savurup durduğu bir iftira, şu şiirin Mehmet Akif tarafından başbuğ Atatürk'e yazıldığıdır:
"Lisân-ı pâk-i Nebîden yalanlar uyduruyor:
Sıkılmadan da "sevâb işledim" deyip duruyor!
Düşünmedin mi girerken şerîatin kanına?
Cinâyetin kalacak zanneder misin yanına?
Sevâb ümid ediyor ha! Deyin ki nâmerde:
"Sevâbı sen göreceksin huzûr-ı mahşerde!
Tepende gezdirecek rad-ı intikamını Hak,
Ki yıldırımları beyninde kaynayıp duracak.
Yakandan inmeyecek dest-i kahrı husrânın...
Nasıl iner ki, önünden kaçıp da nîrânın,
Civâr-ı nûr-ı nübüvvette mültecâ bulsan;
Bu türlü kurtuluş imkânı yok ya... Kurtulsan;
Şu izdihâmın elinden -ki belki bir milyar
Nüfûs-ı hâsiredir- kaçmak ihtimali mi var?
Bugün fesâdına kurban olan zavallıların
Vebâli boynuna yüklenmesin mi yoksa, yarın?
Kolay mı ümmeti idlâl edip sefîl etmek?
Kolay mı dîni hurâfât içinde inletmek?
Niçin Kitâb-ı ilâhîyi pâyimâl ettin?
Niçin şerîati murdâr elinle kirlettin?
Çıkıp tepinmeye yok muydu başka bir sâha?
Nedir bu salladığın çifte, Kâbetullâha?
Herif! Şu millet-i mâsûmeden ne isterdin,
Ki doğru yol diye tuttun, dalâli gösterdin!"
Gerçek ise şudur, birincisi bu şiir 1913-1914 yılları arasında başbuğ Atatürk daha ülkenin yolbaşçısı* olmadan önce yazılmıştır. En gerçekçi iddia ise, bu şiirin Midhad Cemal'e itham edilmiş olmasıdır. internette dolanan, "bu şiir said-i kürdi için" söylentileri de yanlıştır her ne kadar said-i kürdi'ye bu şiir cuk otursa da...
Mehmet Akif'in Atatürk'e duyduğu hürmet ve minnet şu demecinden görülebilir:
"Mısır'da onbir yıl kaldım. Fakat on bir saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane (gerçek) bir fikrimi söyleyeyim mi: insanlık da Türkiye'de milliyetçilik de Türkiye'de Müslümanlık da Türkiye'de, hürriyetçilik de Türkiye'de. ALLAH BENiM ÖMRÜMDEN ALIP O'NA (MUSTAFA KEMAL'E) VERSiN"
Sinan Meydan, bu konuyu şurada yeterince irdeliyor: