çok zor bir dönemden geçiyorum sözlük.
hali hazırda iyi bir üniversitenin, iyi bir bölümünden mühendis sıfatıyla mezun olmama rağmen 1 yıldır işsizim. durumumu bazen pek çok nedene bağlıyorum, bazense elle tutulur mantıklı hiçbir neden bulamıyorum. bu meslekte kadın olmak, sakin ve sessiz bir yapıya sahip olup kısaca "yırtık" olmamak gibi kendimce belirlediğim sebeplerin yanında bir sebep var ki, herhalde bu süreç içinde beni en çok yıpratanı, en çok üzeni.. 5 vakit namaz kılıyor olmak. evet sözlük, çoğunluğu müslüman bir ülkede ve hani şu "dinci hükümet" zamanında bile ciddi ciddi böyle bir engel var. çalışma saatlerinde 10 dakikadan fazlasını ayırmana gerek kalmayacak bir ihtiyaç için "yerimiz yok", "patronumuz bu tip şeylere sıcak bakmıyor", "yoğun bir işimiz var, zaman bulamazsınız" gibi bahanelerle geri çeviriliyorum her defasında. bu da yetmezmiş gibi resmen ezberinden fatiha okuyabiliyor diye kendinde fetva verme yetkisini gören eş dost tanıdık, seni bu "davandan" vazgeçirmeye çalışıyor ki sanırım en can sıkıcısı da bu. "canım kazaya bırakırsın ne var", "başlarda kılma, bi süre sonra belki kılarsın", "hayır yani başın kapalı da sanki, sanki çok takva sahibisin de, kazaya bırakmayı çok görüyorsun" bunlardan sadece birkaçı.. ha bir de öyle bir şey var, başın açıksa kapalı bir bayandan daha az dindar olman bekleniyor. tamam biliyorum mükemmel değilim, m'sinin yakınından bile geçmiyorum belki de. ama henüz yapamadıkların için yaptıklarını da terk edersen, bir süre sonra hali hazırda yapıyor olduğun bir şey kalır mı ortada? daha da önemlisi, allah'ın yap dediğine yapma demek.. nasıl bir vebaldir bu?
insanın kendinden yaşça küçüklerinin bile mezuniyetine, hatta işe başlamalarına, yaşıtlarının ise değil iş bulması iş değiştirmelerine tanık olmak çok zor sözlük. hele ki henüz 0 tecrübe ve şahsıma sözde mühendis sıfatını kazandırmış eğitimi, bilgileri dahi hatırlayamayacak kadar paslanmış bir kafaya sahipken, daha da zor. kıskanç ya da fesat olmaya gerek yok, işsiz olanlar bilirler, tanıdıkların nerelere geldiğini görmenin, duymanın, istemsizce kendinle kıyaslamaya gitmenin ne zor olduğunu. ama sanırım en zoru, iş bulamamaktan ötürü evlilik planları yapılmış kişiyi de ucu bucağı gözükmeyen belirsiz bir bekleyişe sokmuş olmak. iki kat üzüntü, iki kat yorgunluk..
bu bir imtihan dönemidir, dimi sözlük? yani insanın 2 ay ara ile hem babaannesini, hem de dedesini kaybetmesi, çokça ailevi sıkıntılar ve hastalıklar yaşaması, 1 yıldır iş bulamaması? hem de kendisini üzdüğü yetmezmiş gibi canı diye gördüğü insana da bu üzüntüleri yaşatıyor olması?
ne denilebilir ki sözlük.. yeter ki allah sabrını versin.