babamın beyninde tümör vardı ve muhakkak alınması gerekiyordu eğer alınmazsa, tüm uzuvlarına sirayet edecek, en geç 1 haftada tüm organları fonksiyonlarını kaybedecekti. ama bu ameliyattan sağ çıkma şansı ise yüzde 1 bile değildi. çünkü tümörün çapı cm'nin yüzde biri küçüklüğündeydi. velhasıl kelam babam ameliyata alındı. ben ise o saatlerde bir gün önceden anlaştığım bursalı tüccar sadi bey'in oğlu alperenle sikişiyordum. çünkü söz vermiştim. saatimiz yerimiz belliydi. sırf babamın ameliyatı için onu ortada bırakamazdım. zaten babam da bana verdiğim sözleri tutmayı öğretmişti. babam ölümle yaşam arasındaki ince çizgide gidip gelirken alperen de benim narin göt deliğimde gidip geliyordu. o sırada telefonum çalkdı elimin ucuyla uzanmaya çalıştım açtım. annemdi arayan babanı kaybettik dedi. evet babam masada kalmıştı. kapattım telefonu. saatimizin dolacağı ana kadar matemimi içime gömüp, yumruklarımı sıkıp götümü sikrtirdim. akşama doğru cenaze nakil arabasında babamın cansıoz bedenini gördüm. ona sarıldım ve dedim ki. "evet baba tam da istediğin gibi, verdiği söze sadık bir evlat yetiştirdin, benimle gurur duyabilirsin." kaskatı olan kirpiklerinden bir damla yaş aktı.