--spoiler--
anlatma diye yalvardı bilge. onları bu zavallı durumda mı bırakalım? bırakalım dedi bilge. kadınlarla yola çıkılmaz. daha önce de belirtmiştim. biraz bozuldum albayım. belki de hiç dinlemedi beni. daha önce dursaydım, belki böyle olmazdı. fakat oh! derken ne güzeldi değil mi yüzünün ifadesi? ah! deseydi kimbilir daha da güzel olurdu belki. ağzının, güzel dudaklarının kenarında bir gülümseme yaratmak için, ne uzun yollardan geçiyorsun. kendinden veriyorsun ve durmadan eksiliyorsun. oysa bazı insanlar, oldukları gibi kalarak, elde ederler istediklerini. ben, kanımı damla damla süzerek veriyorum. beni bu yarım adamlardan kurtaracak mısın? diye sızlandı bilge. senin için her şeyi yaparım: gecekonduyu ve dul kadını ve albayı ve oyunları, hepsini silerim bir kalemde. kadınlarla bile yola çıkarım. öfkelerimi unuturum. yaşantımın size iyi gelmeyen yanlarını kendime saklarım. çünkü sizi seviyorum bilge. bütün hayatımı, hayır bütün hayatımın sadece güzel oyunlarını, yerdeki terliklere doğru çekingen hareketler yapan ayaklarınızın dibine seriyorum. oysa, birikmiş alacaklarım vardı bu dünyadan. çünkü kötü bir yaşantıydı. bilgenin varlığı ve içinde yaşadığı dünya unutulmuştu. bu yaşantının sonu kötü bitecekti. kitaplar da öyle yazıyordu. bu yaşantının da sonu kötü bitecek albayım. bizim gibilerin hayatında güzellikler, kısa süren aydınlıklardır. bizim gibiler, başkalarının hayatına kısa süreliğine girerler. uşak rolünde sahneye çıkarlar. kötü bir yaşantı, fakat iyi bir oyun. ben de benden önce gelmişlerin ve geçmişlerin bütün tecrübelerini hiçe sayarak sahneye çıkıyorum işte bilge! tarz-ı selefe tekaddüm etim, bir başka lügat tekellüm ettim. yeni sözlere güveniyorum. evet, ben geldim bilge. here i come. come come come. ey kalem! bu eser senin değildir! ey gece! bu seher senin değildir.
--spoiler--