mahalle maçı

entry231 galeri video1
    58.
  1. futbolun sokak versiyonudur. ülkemizde de hemen hemen her sokakta oynanır. ikişer tane taş koydun mu kaleyi de bulmuş olursun. işin ilginç tarafı manzara hemen hemen her yerde aynıdır. bu geleceğin futbol yıldızlarının önü eli bıçaklı "keserim lan topunuzu, gidin mahallenizde oynayın" diyen amcalar tarafından kesilir. kurallar da nerdeyse her yerde aynıdır. duvardan gol olmazlar, elden gol olmazlar, degajdan gol olmazlar... penaltı 9 adımdan atılır, kaleci 9 adım sayerken "oha lan tuvalete de öyle mi gidiyon" esprisi yapılır. kaleci değişirse iki penaltı atılır. genelde çürük adamlar kaleye konulduğundan penaltıda başkaları kaleye geçer. penaltı vuruşunda ise abanma yoktur, kaleci genelde ufak olduğundan ölebilir. faul atışlarında da üç adım açılınır. kalecilerde ise, üç kere top sektirildiğinde rakip oyuncu açılmak zorundadır. açılmassa yine klasik "açılsana olum üç kere sektirdik" lafı söylenir. her faulden sonra "omuz omuza olum ya bir şey yok" denir. her pozisyonun tartışması itina ile yapılır. erman toroğlu'ndan ahmet çakar'dan örnekler sunulur. hatta olay farklı boyutlara gelir, topu biri eline alır büyük bir abiye gidilip olay bir kişi tarafından anlatılır, hatta canlandırılır. etrafta abi yoksa evine gidilir, hatta uykudan kaldırılır. bir de direk üstü olayı vardır ki allahlık. top direğe yakın bir yerden gol olduysa "direk üstü" diye itiraz edilir ve top yavaşça canlandırma şeklinde "bak böyle gitti olum valla ya" diye tekrar yaşanır sonra ortak karar alınır maça devam edilir. yine daha oyunun başında top seçiminde "yumurta mı değil mi" tartışmaları yapılır, top alınır iyice incelenir karar verilir. hatta yine bir abiye kontrol ettirilir. abi de sanki top experidir ve son kararı verir. yine klasiklerden birisinin annesi ya pazardan gelir ya eve çağırır ve maç yarım kalır. bu sefer de sahadan kaçana 12-0 kuralı devreye girer. bir de yine aklı evvellerin uydurduğu çözüm yolu olan skor nolursa olsun "atan kazanır" kuralı vardır. bu genelde kabul edilmese de bunu kabul edecek cesur vatan evlatları illa ki çıkar. üç korner bir penaltı kuralı ise opsiyonludur maç başında konuşularak karara bağlanır. neticede çocukluğumuzun en güzel sporudur. erkeklerin nerdeyse hepsi bu yoldan geçmiştir, hatta kızlar bile bu oyunu oynamıştır. hatta "ahmet olum ayşe bile senden güzel oynuyo hehehehe" sözleri sıkça duyulmuştur. maçlarda iddia varsa o da gazoz olacağından maç sonunda kupa niyetine kaldırılır, hatta şampanya niyetine çalkalanır, fışkırtılır maç sevinci yaşanır. sonra da "için oğlum için enayi gazozu ehehehhe" denir ve yenilenlerle dalga geçilir. oyunun kahramanları yine cıvıklıklarını göstermek için yaptığı "ben tek siz hepiniz" lafından sonra ortaya çıkan cıvık maçlar da görülebilir. takımlarda eşitlik aranmaz, kuru fasülye diye tabir edilenler ya eşit şekilde dağıtılır ya da güçsüz takıma hediye olarak verilir. hatta bu hediyeler oyuncuyla kalmaz, avans diye tabir edilen hediye goller de verilir. ve zayıf takım oyuna avantajlı başlar. güçlü takım yenilirse de bu avans sayesinde ağlama dayanağı oluşturulur. devrelerde genelde süre olmaz ve 10'da devre 20'de biter kuralı işler. iki tarafın da hoşuna giderse kaleler değişmeden bile olabilir devre. kaleye geçirelecek bir ufaklık bulunamadıysa sırayla kaleye geçilir, kaleci kim olacak sorusu daha geldiği gibi "sonuuuum" diye bir haykırıştan sonra "son bir, son iki, son üç vs." gelir. tartışmaların en bomba anlarıysa özellikle gollerde tartışma yaşanırken, golü yiyen takımdan birinin gol demesi akabinde "bak adamın gol dedi, adamına sor adamına sor" laflarının ardından bütün takım bu adama düşman olur ve gol olarak değer kazanır. mızıkçıların çok olduğu gibi oyun bozanlar da çoktur. "ahmet size girsin ben de onlara" diye dalarlar ortaya, akabinden kabul edilmediğinde "oynamazsam bozarım oyunu" denir ve oyun bozulur yeni maça başlanır. maç yapacak çoğunluğa ulaşılamazsa da "alman kale, dokuz aylık, gol atan kaleye, ortada sıçan" oyunlarından biri oynanır.
    1 ...