pilar ternera, şekersiz çay ve bendeniz bin bir zorluklarla girdiği odtu'den ayrılırken minibüse binip kızılay'a varma hayalleri kurmaktadırlar. bendeniz ayakta duruyor arkadan gelen paraları o sıkışıklık içinde başkalarına vermek vasıtasıyla şöföre iletmek görevini icra ediyordum. bunları yaparken bizim yazarlardan gelen * parayı öne uzattım ve para üstü bekleyişine başladım. bir iki dakika sorna birisi bana para üstü verdi ben pek alışkanlığım olmadığı için saymadım ve direk cebe attım. çok geçmeden aynı insan bana tekrar para verdi bunu da gönderdiler dedı ve ben o parayı da cebe attım saymadan.
beş dakika sonra arkadan gelen ses: beş milyonun üstü vardı.
sonra arkadan gelen başka bir ses: üç milyonun üstü vardı.
....
daha da sonra benim kalbimden gelen ses: oğlum cesaretlenip cebindeki para üstünü çıkarıp ver dedi. ama nerde. utanmıştım ulan salağa bak dedirtemezdim ve dedirtmedim.
minibüsten indim ve kendimi çok kötü hissettim ve arkadaşlarıma açıkladım olayı. ama bir durum daha vardı bir dakika içinde üç milyondan fazla kazanmıştım ve vermek istemiyordum.
işte bu olayın üstüne bir olay daha yaşandıki sormayın.
hep beraber bu parayı ne yapalım derken oralardan bulunan bir büfeden şeker alalım dedik ve büfeye yöneldik. ben hemen atıldım şekeri ben alayım ben de olan elli milyon bozulsun diyerek parayı uzattım. ufak paralarda geçerli olan para saymama alışkanlığı büyük para verince geçerli olmadığından dolayı parayı saydım. bir de baktım ki elimde seksen milyon var *. içimdeki şeytan dürttü verme parayı diye. bu arada ben de allah tarafından sınandığımı hissediyordum ve şeytanı dinlemedim o parayı geri verdim ve minibüs yolculuğundan kazandığım parayı da mendilci bir çocuğa vererek rahatladım. **