erkekler gözleriyle kadınlar kulaklarıyla sever

entry9 galeri
    5.
  1. yaklaşık olandır ama nokta atışı değildir.

    nedir, ne değildir kısmından sonra destur diyerek girelim hadiseye. kadının öyle bir organı yoktur bizler gibi, sevmeye ayırdığı. sevince öyle "herşeyiyle" sevmek ister ki bundandır çoraplarını çıkardığın yere yarım saat söylenebilecek bir donanıma sahip olması.

    hoş gerçek bir erkek de sadece gözleriyle yetinmez ama ateşi yakan hep gözlerimizdir, doğru. bu sebeple karşılıklı oturduğumuzda eğer bir kadın bize "ne bakıyorsun" diyorsa veya bunu içinden dediğini bir şekilde hissettiriyorsa hop anlıyoruz ki bir şeyler başlamış bir şekilde sınırlarımız dahilinde.

    bence doğrusu şu olmalıydı ama yine de;

    "kadınlar müsamere erkekler konser gibi sever"

    aslında ikisinde de göz ve kulak vardır ama işleyişleri çok çok farklıdır. bi kere hitap ettikleri kitleden tutun da hitap edenlere kadar çok büyük farklılıklar sunacağım size birazdan.

    misal müsamere gibi sevmesinin en büyük sebebi kadının çok da umrunda değildir severken işin rengi, tarzı. misal bir baba, flüt sesini hiç sevmese de gider çocuğunun müsameresine. çünkü "ondan" bir şeydir sahnelenen. veya bir anne, farketmez. zaten müsamereyi izleyenlerin temelde yaşadıkları heyecan da kendi çocuklarınadır bi yerde. ve orada olma amaçları da budur bi şekilde. siz hiç müsamerelerde bir yabancı gördünüz mü? ya öğretmen, ya öğrenci ya da velidir izleyeni. ve sahnelenen şey ne kadar kötü de olsa, ne kadar amatörce de olsa izlenir.

    kadının sevmesi de böyle bir şeydir bana sorarsanız.

    oysa erkek sevdi mi işin rengi değişir. konser gibi sever çünkü... ne bileyim işte daha gürültülü ve daha gösterişli olur. misal sevgilisinin kapısına gül yığan bir kadın bulunmaz pek. neden? çünkü müsamere dediğimiz şey daha mütevazidir bir konsere nazaran ama bizim psikolojimizde o gösterişin, şaşanın yeri apayrıdır. bizi, biz yapar bi yerde bu şey. hem de daha ziyade belli bir kitle vardır, belli zevklerimize dayanır orada olmamız. bir konser alanında misal pek çok yabancı bulabilirsiniz. hatta bir konser alanında büyük çocuğunluk, düzeltiyorum çok büyük çoğunluk yabancıdır esasen.

    hem biz çokça kusur da buluruz. misal o gitar solonun, o kısmı öyle değildir ve sahnedeki denyo yanlış çalmıştır. ya da ritm kaçıyordur zaman zaman. ama gene de gülüp geçmesini biliriz, o tarafı güzeldir bizim sevmemizin. gene de konserin sonunda "amma da güzeldi" diyebiliriz.

    bir çorabın çıktığı yer için yarım saat tatava yapamayacak kadar da tutkularımızı gömmüşüzdür, çorap için suçlamayız ama tutku için suçlarız biz. yarım saat de sürmez hem. çünkü "kırmamak" gibi bir çaba da vermeyiz genelde. konser sahnesindeki çılgın gitarist misali kırarız o "çok sevdiğimiz" gitarımızı bir çırpıda ve bir anlık şovumuzla.

    göz âmâ ve kulak zârı yırtık olsun isterse, maksat sevmekse ve savaşın tarafları bir kadın ve bir erkekse susarak da severler pekala birbirlerini. ve görmeden de severler öyle olduğu gibi.
    2 ...