sorumluluk sahibi olmayı gerektirir insan olmak. aslında istemeye istemeye dayatmalara boyun eğmektir. zorluğun bir kısmı da bundan kaynaklı sanırım. çoğu sorumluluk hatta hemen hemen hepsi dayatmalardır. hayvanlardaki sorumluluk duygusundan ayıran noktada bu olsa gerek. onlar iş olarak görmez, onlar için kuraldır, yaşamanın gereğidir. insan için ise yapmak istemediği ancak birilerine yaranmak, sevdirmek için yapar vazifelerini.
altında ezilir gibi hissedersin kimi zaman. gırtlağana kadar dolarsın ama bir türlü taşamazsın. bilirsin ki taşınca gidecektir her şey, hayatın. hep tutman, hep dengelemem gerekecek. okuduğun okul, yapacağın iş hep bu hayata karşı sorumluluğun. kendi arzuların uzak veya arada denk gelirse gerçekleştirdiğin ufak şeyler. yine de en ağır sorumluluk başka bir insanı üzmemek veya hep onu düşünmektir. sorumluluğun temelinde yatan şeyde belki budur. hep dikkat edersin. aileni üzme, sevgilin için ve onla geleceğin için çabala, iyi bir hayat sun, arkadaşlarını kırma, bilerek kimseyi üzme. en zor kısmı burası belki de. kendini üzme ve başkalarını üzme arasında gidip gelip kendini seçersin, kaybedersin.
başıboş olmayı savunmuyorum. kimseye bağlı olmamayı savunmuyorum. hani sözlüklerde tartışılır ya bazen gelen çekip gitme isteği. altında gitmek isteyenler ve onları eleştiren koduğumun malı nereye gidiyon sen diyenler. gidememek bile sorumluluklardan kaynaklı bence. mutlu değilsen ve gitmek istiyorsan bunu dile getiriyorsan gidersin. engel olan bir şey var işte o an. gittiğin zaman kalanlar, onların dediklerini gerçekleştirememiş olmak, üzmek. sorumluluktan kaçıştır ama sadece sözde kalır.
insan olmak biraz tuhaf aslında. hayvanlardan ayrılan noktamızda bu sanırım; sorumluluklardan kaçmayı istediğimiz halde yalnız onlarla hayatın var olduğu gerçeğini kabullenmemiz.