deyiverir birden. sonra değişir herşey. duymazsınız gerisini şiirin, oda daralır, ev daralır, şehir daralır. pencereyi açarsınız, akrep gece yarısını geçeli neredeyse üç saat olmuştur, ıssız sokaklara bakar, cigaradan derin derin nefesler alırsınız. sonra başka bir şiir düşer aklınıza.
ben yurdumun en sert tütününden bir sigara yakıyorum
dumanı ciğerlerime değil, iliklerime çekiyorum *
neden böyle olduğunu düşünürsünüz, ömrü neden kanar ki bir insanın. hem nasıl kanar? nefes alıp vermek midir ömrün kanaması, her damlada sona yaklaşılır, her nefeste sayılı ömürden tüketilir. sıkışıp kalmışlığın arasında gahi samanyolu geçer akıldan, gahi ertesi gün gidilecek iş... yine bir şiir düşer aklınıza;
meşakkatin adını murat koymuşlar
ne murat gördüm ne alan gördüm *
deyiverir ozan. böyle olmasaydı dersiniz, imkansız bir keşkenin anlamsızlığını bile bile... böyle olmasaydı keşke gurbet, böyle olmasaydı keşke hayat. hiç farketmediğiniz keşkeleri keşfedersiniz, dilinizde bir hayret!
bir ömrün ortalarında durup geçmişin anlamsızlığını, geleceğin ümitsizliğini ve bugünün ağırlığını kucaklarsa insan; göğüs kafesine hapsolmuş bir yüreğin iniltisini alttan alta sessizce duyarsa günlerce, kanar işte bir ömür. ne var ki bunda?