istiklal marşı nın dini öğeler içermesi

entry159 galeri
    33.
  1. asıl üzerinde düşünülmesi gerekenin insanlara düşündürdükleri olması gereken vaziyet.

    türkiye cumhuriyeti devleti; kurtuluş savaşını gayet de top ve tüfekle, onların yetmediği yerlerde ise şehitleriyle kazanmış laik bir devlettir. bu şehitler; dinlerine yapılmış bir saldırıyı savuşturmak ve dinlerini kollamak için değil, memleketlerini kurtarmak için savaşmışlardır. haliyle verilen savaşın adı da; cihat değil, kurtuluş savaşıdır. askerlerin taaruz ederken allah allah diye bağırması konusunda yanılgı vardır. kitlesel bir hareketin veya vatanın imanla kazanıldığının belitisi değildir allah allah nidaları.

    çünkü teist insanlar zor durumda olduklarında ve korktuklarında tanrılarına sığınıp rahatlarlar. askerlerin allah allah diye bağırmalarının sebebi korkularıdır. bir araya gelmiş yüzlerce aynı teistin allah allah diye bağırıyor olması yalnızken bağırmayacakları anlamına gelmez. örnekse; bir araya toplanmış dini bilinmeyen askerlerden az bir kısmı müslüman olsa ve allah allah diye bağırmak suretiyle bir sinerji yaratsalar bir süre sonra askerlerin çoğu allah allah diye bağırabilir. tıpkı teistin bir kişinin psikolojik bir destek olması adına teist mümasillerinin kullandığı yöntemleri kullanabileci gibi. bu noktada sürüngen niteliğinde olanın kim olduğunun bir daha düşünülmesi tavsiye olunur.

    laik bir ülkenin marşının dini öğeler içerdiğini söylemek dil uzatmak değil, bir tespittir. nasıl ki bir şeyin siyah olmaması beyaz olmasına muadil değilse birinin bir yanlışı belirtmesi de onu değiştirmek istediği anlamına gelmez zira iddia makamı o yanlışın temelde olduğu ve ordan çekildiğinde yapının yerle bir olacağının da farkında olabilir. kişinin hakka tapmak hakkı ise; herkesin kime tapıp kime tapmayacağına karar vermekte özgür olduğunu ayrımsadığı yerde başlar.

    laiklik; aydın, ileri görüşlü, örümcek kafalı olmayan, modern devletlerin istediği yönetim şekli, auguste comte ise eli öpülesi bir kişidir. şimdi söz dindan müslüman yurttaşların değil, tüm yurttaşlarındır. zira eğer bir devlet vatandaşına bakınca dindar ve müslüman olanlara ayrı bir yerde görürse o devletin bütün damarları kopmuş demektir. fark etmeden de yapılsa bir an önce tehlike fark edilip milleti bölmek için yeni ayrımcılık unsuru uydurma çabakarına son verilmelidir. hasta adamlık hevesine mahal yoktur. türkiye cumhuriyeti anayası birilerinin zoruna gidiyorsa bunlar ateistler değildir.

    kimsenin başörtüsüne uzanan elleri de kırılmamıştır. çevremdeki tüm başörtülüler ya açılmıştır ya da işini, okulunu bırakmıştır son yıllarda. kızını yurtdışına gönderebilenler ve gidebilenler hariç. kırılan el başörtüne uzanan değildi yani. ülkenin dini islam değildir; ülkedeki müslüman olmayan vatandaş sayısı yüzde 10 bile olsa o ülkenin dini islam değildir. evvelce değindiğim gibi özgürlüğümüzü imanımızla değil; topla, tüfekle, şehitlerimizle kazanmışızdır. bu durumda istiklal marşının dini öğeler içermesi doğru değildir belki ama "şartlar onu gerektirmiş ve hala gerektiriyor olabilir". atatürk hiç de akılsız bir adam değildi. bazılarının onu gördüğü yerde hiç değildi.

    laiklil dinin garanti altına alınması ya da dinsizlik değil, devletle ilişiğinin kesilmesidir. köşeli bir labirentin içinde daireler çizmeyi bırakıp, bir el yüz yıkayıp kendine gelmenin vaktidir kafası karışanlar için. laik olmak demek; devlet dini kurallara göre hareket etmeye meylederse tepki göstermektir. devlet işleri; bakkaldan ekmek almak ve muadilleri gibi ilkokul üçe giden çocuğa yaptıralabilecek kadar bayağı değildir. devlet işleri; kulaktan dolma malumatların ışığında kabaca yüzeysel tahminler yürüterek yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçütlere karar vermek, onlara göre kurallar koymak ve bu kurallara uymayanları hor görüp yine kendine göre onları cezalandırmak da değildir.

    imkansız gibi gözüken bir şeyin başarılması o şeyin başından beri imkansız olmadığını gösterir. iman gücüyle başarıldığını değil. zaten iman gücü diye bir güç yoktur. varsa da gönüllerde vardır. örnekse; kimse görmemiştir aslında ağırlığının beş katı olan top mermisini kaldırıp topa yerleştiren adamı. lakin anlatılır durur. bazı kanallardaki 7.göz tarzı programlara benzer bu hikayeler. iman gücü ise; ruhsal ecstasy mahiyetindedir müslümanlar için.

    türk halkının müslümanlığı için ise bir yüzde verilemez. çünkü ramazanda oruç tutan görünmesi, sorulunca elhamdülillah müslümanım demesi ve hatta camide namaz kılması müslüman olduğunu göstermez kimsenin. kaldı ki ben ne müslümanlar gördüm teravih namazından sonra demlenmeye giden. unutulmamalıdır ki o büyük olan müslüman yüzdesinin büyük bir bölümü "sözde" müslümandır. diğer büyük bir bölümü de kolunda haç dövmesi olan adama dövecekmiş gibi yapanlardır. zaten türkiye'de bu din olayı artık bir kültür haline gelmiştir. ve bu kültürden de kaçmaya çalışmaya gerek yoktur. bir ateist günlük konuşmasında inşallah, maşallah gibi kelimeler kullanınca ne dedim ben diye üzülmez ve bu kelimeleri kullanmamaya da çalışmaz. kullanmamak zorunda değildir. kompleksli değildir.

    hakkında duyduğum zırvalar gittikçe birbirine benzemeye başlamasıyla birlikte daha fazla konuşmak istemediğimden ayrılmadan son olarak belirtmek isterim ki; bireyin tartışmayı bilmeden tartışması kendine ve çevresindekilere saygısızlığıdır. muhatabının söyledikleriyle alakası olmayan şeyler söylemek de tartışmayı bilmemenin alametidir. ilgi alınının etki alanından geniş olması faydalı farz edilebilir belki zorlanırsa ancak ilgi alanındaki ögelere etki alanındaymış muamelesi yapmak tamamiyle fuzulidir.
    (bkz: sevilmeyen entryleriyle gurur duymak)
    0 ...