taksim'e giden bütün yollar kapalı. polis dikey olarak konumlanmış halde, silahlı bir şekilde bekliyor. bugün kask numarasını göremeyeceğimiz daha çok polis var çünkü kask takmayacak noktalarda silahla konuşlandılar. egemen bağış, dün yaptığı açıklamada, bugün taksim'e gidecek olanların terörist muamelesi göreceğini açıkça belirtti. bugün gerçek silahlar kulanılacak.
bizim gücümüz pasif direnişten, kırmızı elbiseli kızın naifliğinden, tomaya karşı gitar çalan çocuktan geliyor. mortal combat oynamıyoruz, pasif direniyoruz. silahlı çatışmada devlete karşı kazanma ihtimalimiz yok. kazanacağımız yer masa başıdır, parklardır, meydanlardır. bizi terörist ilan eden kişilerin üzerine silahsız yürüyerek canımızı ya da uzuvlarımızı tehlikeye atamayız. bu bir mertlik meselesi değil. en önde savaşıp en önde ölmek bize birşey kazandırmayacak. tayyip erdoğan, bizi, yirmi gündür direnen gençliği, üç-beş iş makinesi ve toma ile; biber gazı ile bezdirip o parktan çıkaramayacağını en başından beri biliyor. karşımızdakileri küçümseyip kendimizi dev aynasında görme hatasına düşmeyelim. hükümetin bilmediği şey "pasif direnişe karşı" direnmektir. tam da bu nedenle, pasif direnişi kırmak için bizi üstüne çekmektedir. günlerdir dozu arttırılarak yapılan şiddet eylemlerinin sebebi budur. bu yemi yutmayalım!
çok haklı olarak, incinen gururumuzu, aşağılanan onurumuzu korumak için gözümüzü karartıyoruz ama bugün meydana çıkmak iyi sonuçlar getirmeyecek. biz ikinci dalgayız.. dün yakın arkadaşlarım yaralandı. bugün belki bir tane daha pırlanta gibi genç arkadaşımızı kaybedeceğiz. bugün bir ölüm olursa, vicdanımı sızlatacak olan onunla birlikte ölmemiş olmak değil; onu yaşaması için ikna edememiş olmak olacak.
bugün meydanda kimsenin olmadığını; tayyip'in binlerce polisi oraya boşuna yığdığını hayal eder misiniz bir an için? polis bizi bugün taksim'e çıkan yollarda beklerken, biz yüzlerce insan, binlerce başka insanı da peşimize katarak başka bir parkta, yeni bir eylem başlatsak? tayyip çok daha fazla delirmez mi? biz terörist değiliz, silahlara karşı direnmeyi bilmeyiz, kendimizi kandırmayalım.
2-3 günlüğüne meydanı bırakırsak, yolları günlerce kapalı tutamazlar. yolları kapatıp yaşamımızı -boş yere- terörize ettikleri her an daha büyük tepki toplarlar. 20 gün önce yaptığımız gibi örgütlenelim. bugün başka bir parka gidip piknik yapalım. "bir tane ağaç için 4 tane can verdik" pankartımızı açalım. gerekirse bu hafta her gün başka bir parkı işgal edelim. ilk günlerde, karşımızda muhatap bulamadığımız için içimizi dolduran öfkeyi hatırlayın. onların karşısında muhatap bulamadıklarında ne hale geleceklerini düşünün.
ne olur, tayyip'in bizi içine çekmeye çalıştığı "kendi oyunu"na malzeme olmayalım. bildiğimiz sularda yüzmeye devam edelim.
ben, bizzat katıldığım vali toplantısında ve taksim dayanışmasında edindiğim arkadaşlarımla başka bir parkta toplanacak bir grup oluşturmanın peşindeyim. bunun için bir facebook grubu oluşturduk. sizleri davet edeceğim. bugün, meydana gidip "savaşmanın" anlamsız olduğunu bilip evde oturmayı hazmedemeyenler; on kişi bile olsak, ortaya atılan bir fikirden beslenmek için bile olsa, lütfen orada olun.
direniş esnasında defalarca söyledim, yine tekrarıyorum: birlikte çok güçlüyüz, birlikte çok güzeliz!
--spoiler--
dün sosyal medyada dolaşan bu yazıdan sonra on numara bir yazı paylaşmıştırlar.
Polis Taksim'i ele geçirmişti ve kimse oralarda neler olduğunu bilmiyordu. Yakaladıklarını oraya getirip dövüyorlar mıydı? kadınlara kızlara tecavüz mü ediyorlardı? ağaçları mı yakıyorlardı? olanlardan kimsenin haberi yoktu. Taksim kurtarılmış bölgeydi. adeta bir polis mahallesiydi.
Çarşı liderleri şafak baskınlarıyla evlerinden alınmış ve bu süreçte işlenmiş ne kadar suç varsa üzerlerine yüklenmişti.
***
Çarşı'nın ve heykelin ( kartal ) orada toplanan yaklaşık 10 bin kişilik bir grup ile Abbas ağa'ya yürüdük.
Basın açıklaması yapıldı ve bir karar aldık.
Buradaki basın açıklamamızdan sonra oradaki insanlara, bu kararı alırken polisin bir düşman olmadığını, hiç bir zaman da düşmanımız olmayacağını, bizim arkadaşlarımız, akrabalarımız ve kardeşlerimiz olduğunu ve hiç bir şekilde; taş, sopa, bıçak, silah gibi ilkel nesnelerle, ilkel bir mücadele içinde olmadığımızı ve hiç bir zaman olmayacağımızı anlattık.
Bu kararımızı beğenmeyen ve ortalığı ateşlemek isteyenler oldu! "yukarıda arkadaşlarımızı dövüyorlar, onlara yardıma gitmeliyiz" diyenler oldu.
Bunların kim olduğunu artık hepimiz biliyoruz!!!!
Gruptan kopmalar da oldu ama biz kararımızdan emindik !
Önce 200 kişilik bir grupla bekledik. Konuşmalar yapıldı, yağmur başladı. Oturduk ve şarkılar söyledik, danslar ettik.
***
KARAR !
Taksim'den bizi çıkardınız mı sevgili ağabeylerim, ablalarım, polislerim, devlet büyüklerim. Gezi'yi aldınız mı elimizden? Bizi dövdünüz mü?
***
EYVALLAH !
BUNDAN BÖYLE 2. TAKSiM ve 2. GEZi PARKI : ABBAS AĞA PARKI 'DIR!
***
Sizi orada bekliyor olacağız! oturuyoruz! şarkılar söylüyoruz.
Bundan böyle sizleri "ŞiMDiLiK" orada bekleyeceğiz !
Gelin bizi oradan da atın. EMiRGAN KORUSU 'na gideceğiz!
Gelin bizi oradan da atın. FETHiPAŞA KORUSU 'Na gideceğiz!
Gelin bizi oradan da atın. YILDIZ PARKI' na gideceğiz!
Gelin bizi oradan da atın. 3. köprünün ayaklarında sizi bekliyor olacağız! Çünkü
HER YER TAKSiM ! HER YER DiRENiŞ !
Biz biber gazını çok sevdik. Bu aralar jopu da sevmeye başladık.
SiZ BUNU ANLAYANA KADAR DiRENiŞiMiZi SÜRDÜRECEĞiZ!