mai ve siyah

entry57 galeri
    34.
  1. zaman zaman betimlemenin boku çıkarılsa da çok güzel kitaptır.

    boku çıkarılmaktan kastım şu; atıyorum ahmet cemil'in üzüldüğünü anlatacak halit ziya. bunu 4-5 sayfa boyunca anlatabiliyor bazen. mesela halit ziya tarzı üzüldüğümü anlatayım:

    surarda o kadar üzülmüştü ki böğrü şişmeye ve kemikleri depremde sarsılan yer gibi birbirine girmeye ve çarpmaya başlamış, bulutlar gibi yıldırımlar çıkarmaya başlamıştı. çarpmaların etkisiyle kalbine saplanan ağrının neticesi olan bir volkan ortaya çıktı. şimdi o volkan püskürüyor ve bütün vücudunu yakıyordu. yanan yerlerden de yeni volkanlar çıkıyor ve yanmaya devam ediyor, çıkan dumanlar zihnini ve gözlerini örtüyor, herhangi bir şey yapmasını engelliyordu. sonunda üzüntüsünden küllere dönüşen bedeni yanmaya devam ediyor, tekrar vücut bulup, tekrar yanıp kül oluyor, bu acı hiç bitmeyecekmiş gibi devam ediyordu. vücudundan magma sızıyor ve gecenin siyah karanlığını acı bir şekilde aydınlatıyordu. bu ölye bir acıydı ki.......

    işte böyle 4-5 sayfa düşünün. bu bazen okurun ilgisini kaybetmeye yol açıyor. ha betimlemeleri gerçekten güzel, ortamı size yaşatıyor. ama bazen o kadar abartıyor ki bırakın ortamı, kitaptan kopuyorsunuz. bir de bakmışsınız ki dalıp gitmişsiniz. tabii bu kitabı yermek için bir sebep değil. dediğim gibi, tek eksiği bu.

    --spoiler--

    --ağır spoiler--

    şimdi konuya gelecek olursak.kitabın başından itibaren olumsuz ve olumlu olaylar birlikte geliyor. bu insana belli bir umut veriyor. ama tam son 100 sayfada halit ziya basıyor acıyı, veriyor coşkuyu. o nedir lan? ahmet cemil bütün olumsuzlukları üst üste yaşıyor. kardeşinin ölümü, sevdiği kızı kaybetmek, işinden olmak.

    kitabın sonunda güzel bir şey olacak diye bekledim. yanlış anlamayın, mutlu son beklemiyordum. en azından vehbi bey iflas eder veya hastalanır, raci'ye de kötü bir şey olur, kısacası kötü karakterler iyi bir şekilde cezalandırılır diye düşündüm. "lamia da ahmet cemil'e verir herhalde" diyordum. olmadı. olabilemedi. raci hastaladı, evet, ama vehbi bey'e hiç bir şey olmadı. sadece bir tokat yedi o kadar. lamia desen, o da yalan oldu.

    ben olsam kitabın sonu nasıl biterdi:
    ahmet cemil vapura binerken bir klasik olarak lamia peşinden gelir ve "ahmet, gitme, ben seni seviyorum!" der. ahmet cemil hüseyin nazmi'den kardeşini ister ve evlenir. daha sonra ali şekip'le birlikte evlerini kurtarır, ali şekip gibi bir dükkan açar ve maddi durumunu yoluna sokar.

    vehbi bey ise davayı kaybettiği ve ikbal'in katili olduğu için hapse girmek zorunda bırakılır, ama o girmez ve istanbul'dan kaçar. sefil bir şekilde yurt dışında hayatını sürdürür.

    son olarak da ahmet cemil'in çocuğu olur, hüseiyn nazmi de istanbul'a, yeğenini ziyarete gelir ve orada kitap biter.

    ne kadar güzel değil mi? mutlu son. ama işte öyle olmuyor.

    neyse, benim gibi kitabın sonunu fazla karamsar bulanlar bu alternatif sonu seçsin *

    adamın ölümünden sonra kitaba alternatif son yazdık iyi mi?!

    --spoiler--

    --spoiler--

    işte böyle. okuyun, güzel kitaptır.
    1 ...