bir kafede, arkada zamparanın ölümü çalarken eski ve zamanında çokta umursanmamış kız arkadaşla konuşulmaktadır. onunlayken başka kadınlar düşünülmüştür fakat o kadın erkeği sevmiştir. hemde kötü tecrübelerine ve geçmişine rağmen sevmek istemiştir, sevmiştir. ama oğlumuz duygusuz olmakla övünmektedir. ne kadınlarla sevişmiştir. ne kadınlar tanımıştır. yine de hayatında ilk defa bir kadından özür dilemek için karşısına oturmuş ve özür dileme konuşması yapmaktadır. belki de duyguları baş gösteriyordur. konuşması bitip cevap alma zamanı geldiğinde tam da şarkı o kısımdan geçerken erkeğin ağzına ağzına vurmuştur şaheseri, "çok kadın hiç kadındır oğlum, yalnızlıktır sonu". önceleri beraber dinlerken eğlendikleri ve beraber güldükleri şarkı ilk defa anlam kazanmıştır. yaklaşık iki hafta önce oğlumuz dersini almıştır. kızı kaybetmiştir ama kız giderken oğlana bir şey daha öğretmiştir oğlanın her yaptığı yanlışa rağmen. çok kadın hiç kadındır oğlum yalnızlıktır sonu
en uzak mesafe ne afrika'dir,
ne çin,
ne hindistan,
ne seyyareler
ne de yıldızlar geceleri ışıldayan.
en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir
birbirini anlamayan.
(bkz: bazen sevmek için geç kalırsın)