başkasının yaptığı günahı tartışmayacak kadar inancı sağlamdır. bir insanın yaptıklarıyla allah'ın huzuruna çıkacaktır diyor isek kişinin yapmış olduğu günahlar ve sevaplar kişiyi bağlar. şayet bu konuda türkiye tartışılacaksa öncelikle kadın cinayetleri ve kadınlara yönelik baskı politikaları tartışılmalıdır. kadınların eğitimde başta olmak üzere birçok alanda geri plana atılması demek o toplumun bir ayağının eksik olması demektir. eğer bir toplum topkyekün yükseğe çıkacaksa bu kadınsız olmaz. o halde kadınların her türlü alanda girişimleri desteklenmeli ve pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. bugün mecliste kadın oranına bakarsanız ne kadar önem verildiği ortadadır. orası türkiye'nin aynasıdır. bugün kadınların mecliste temsiliyeti konusunda politikalarını beğenip beğenmemek geri planda bırakılırsa en çok önem veren parti bdp'dir. bakın siyasal görüşünü öne katmıyorum. beğenip beğenmemek tercih meselesi değinmek istediğim konu kadının mecliste temsil edilmesi meselesidir. her neyse konudan uzaklaşmamak adına bu konun tartışılması bence ayıptır. çünkü sokak ortasında öldürülen kadınlar var öncelikle bunu konuşalım. bu zina meselesi ise kişinin kendi günahıdır. kapalı kapılar arkasında bu ülkede dolaplar döndürülürken başka bir kapının arkasında insanlar ihtiyaçları için bir takım şeyler yaşıyorsa bu eleştiri dengesiz olur. önce kadınlarımızı koruyalım, onları gerçekten baş tacı yapalım belki en son konuşulacak bu konu olabilir. ayrıca müslüman ülke ne demek şeri hukukun geçerli olduğu ülke mi yoksa halkının müslüman olduğu bir ülke midir? benim bildiğim bu ülkede anayasal düzen var ve bu anayasal düzen kişilerin mahremine uzanmaz. ha müslümanların yoğun yaşadığı ülkeyi kastediyorsakta günahı kime sevabı kimedir? eğer sen kendine mukayet oluyorsan ve inancının sağlam olduğunu düşünüyorsan neyden tedirgin oluyorsun ki?