mimarların havası tartışılır, orayı bi yana bırakıp da yazılanlara bakarsak çoğu yerinde tespitler. mimarlık kelimelere takılan bir meslek grubu. üniversitedeki ilk proje dersimde hocamız bir konutta bulunan bölümler nelerdir diye sormuştu. hepimizin evinde misafire verilen önemin yanında biraz da gösteriş merakından kaynaklı bir misafir odası vardır. hatta kimi evlerde misafirin önemine göre o odaya alınmaz bile misafir, temiz kalmalı çünkü. evin en büyük, en kullanışlı odasını evde yaşayanlar kullanamazlar, kirlenir, halı lekelenir diye. işte ben de mutfak, tuvalet, banyonun yanında misafir odasını da söyledim. söylemez olaydım. onun adı yaşama alanıymış. yerim böyle işi dedim. kime hikaye anlatıyor bu kadın. evine gidip baksan onda da vardır bi misafir odası, çocuklarını filan sokmuyordur oraya. ama benim bu cevabımla baya güldü eğlendi. sanki yedi sülalesi saraylı. sonradan farkettim ki bu işin oluru buymuş. kelimeler kimi zaman hatta çoğu zaman tasarımından daha önemli olabiliyormuş. kütleye giriş yerine ben binaya burdan giriş verdim dersen bitmez o okul.
evinde istediğin kadar misafir odası olsun, adına yaşama alanı dedin mi havasından yanına varamazsın. "ailecek boş vaktimizi yaşama alanında geçiriyoruz, misafir gelince de oturuyor bi köşeye, bulaşığını filan yıkayıp gidiyor." ayıp lan, misafir odası olacak o evde, biz büyüklerimizden öyle gördük.