ben bu yazıyı sana yazdım çocuk.
hiç unutmuyorum o günü, belki de unutamıyorum.
yağmurlu bir gündü. elimde şemsiyem koşuştura koşuştura eve ulaşma gayreti içerisindeyim. sonra çöp konteynerine takıldı gözüm. küçük bir erkek çocuğu. belli aradığı bir şeyler var. o an durdum yerimde ve onu izledim. bir iki dakika böyle devam etti. sonra aradığını buldu ve sevinçle etrafına baktı. işte o an göz göze geldik. aradığı bayat ekmek parçasını bulunca ışıl ışıl olan gözlerle benim ağlamaya ramak kalmış, gözyaşlarımın kıyısında biriktiği gözlerim denk geldi bir anda. o an sadece kendimden utandım. hayatında hiç açlık çekmemiş ben, bayat ekmek sevincini yaşayan çocuğun gözlerinde yalnızca mutluluğu gördüm. ne bir üzüntü, ne insanlara kırgınlık ne de düzene isyan vardı gözlerinde. acaba o benim gözlerimde ne gördü? muhtemelen koca bir üzüntü vardı gözlerimde. ama yaş akmadı akamadı.
ve masum çocuksu bakışlar gözlerimin üzerinden çekti kendini ve ara sokakların birine kendinden geriye o bakışı bırakarak gitti.
her şey ne kadar kısaydı oysa. belki de üç dakikadan ibaretti şu anlatılanın hepsi. ama eminim etkisi bende bir ömür sürecek.
bundan sonra her bayat ekmek gördüğümde aklımdasın mutlu çocuk.