bir otel odasında uyuyoruz. yalnız biraz garip bir uyuma şekli. nedense ben kanepede, o da yerde yatıyor. arkası dönük. çok özlemişim ki yanına yatıp sımsıkı sarılmak istedim her zaman ki gibi. ama kalkamadım yerimden, çok güçlü birşey kalkıp ona sarılmama engel oluyordu. o güçlü şeyle nasıl bir savaş verdiysem gözlerim bir anda açıldı. oysa ki alarmı sekiz buçuğa ayarlamıştım. tabii ki bulunduğum yer o nun yanı değildi. o yoktu artık.
23/04/2013 saat 15:00 civarı.
çağırdığım kargo firması geldi. o na ait, aramızdaki son bağ olan üç beş parça eşyayı o na götürmek üzere altmış lira ya aldılar. cino yu çok severdi(80 küsur doğumlular bilir o çikolatayı) ama çok aramama rağmen o nunla birlikteyken hiçbir yerde bulamamıştım, geçen ay satan bir yer buldum ve o nun için aldım. ayrılığımızın üzerinden bir sene geçmesine rağmen hala onu düşündüğümü anlatacaktı belki ona. anlayacağınız bir kutu çikolatadan medet umacak haldeydim.
24/04/2013 saat 21:53
mesaj geldi. ayrıldığımız günden beri belki bir ya da iki kere duyabilmişimdir sesini. o aramadı hiç. yine mesaj..
eşyaları sağlam şekilde teslim aldığını yazmış, fakat bir kaç parça eksik varmış içlerinde. son bir kaç parça perde. bu da ondan bana gelecek son bir kaç mesaj demek oluyor. onları da yollarsam artık beni aramasını gerektirecek hiçbirşey kalmayacak kalan ömrümüzde.
az önce rüyamda savaştığım şey o perdelerdi. çünkü onlar bende kalan son parçasıydı. onlar da elimden gittiğinde aramıza çekilecek olan simsiyah, sevgi ve aşk geçirmeyen perdelerden çok daha incelerdi.
çok özlemişim. evet "özledim" değil, "özlemişim". çünkü bunu şimdi anladım. ondan bir daha haber alamayacak olmanın acısı, bana uykumda bile can çekiştirdiyse bundan sonra neler olacak bilemiyorum.
şimdi dolapta kalan son birayla kahvaltı edip işe gideceğim.