bir toplumsal utançtır.
"tecavüz etme" eyleminin neliği yanında, şu "12 kişi" meselesinin toplumsal yapımızla çok alakalı olduğunu düşünüyorum. sanırım, birçok kişi küçüklükten beri zihinlerimize inceden işlenen linç kültürünün farkındadır. şöyle ki, bir kişi -diyelim ki sevilmeyen biri- hakkında biri bir laf attığında, diğer birçok kişi hemen "hemfikir" olur. "bana kalırsa bu murat denen çocuk ibne" denildiğinde, örneğin, sigara muhabbetinde ya da halı saha dönüşünde yapılan geyik muhabbetlerinde, hemen herkes "aynen ya, tipinden belli" minvalinde bir mutabakata varır. bunun en tipik ve benzer bir başka örneği, "oğlum bu fatma denen kız herkese veriyormuş lan" şeklindedir... böylece, 12 yaşındaki çocuktan 70 yaşındaki adama kadar herkesin ağzı bu "verme" hayaliyle sulanır. nasılsa kız "vericidir", zaten herkese de veriyordur. o hâlde neden bundan o kişiler de yararlanmasındır... "linç kültürü" ya da "pay alma hevesi" artık zihinlere kazınmıştır.
muhtemelen bu toplu tecavüz vakalarında böylesine bir zihinsel arka plan var. birisi, daha önceden böyle bir iğrençliğe girişmiş ve tecavüz etmiştir (muhtemelen). sonra, kız korkutuğu için kimseye bir şey söyleyememiştir. bu da, sonunda, kızın "verici" olduğu şeklinde bir laf dolaşımına yol açmıştır. geri kalanlar da, bundan cesaret alıp böyle bir eyleme girişmiştir. hayvani iç güdülerle, "kurbana" yaklaşılmış ve pay alınmıştır.
yazarken bile insanı zorlayan bu akıl yürütmenin ardından gerçekten radikal bir öneri sunmak niyetindeyim: bizim, toplum olarak, hâkikaten derdimizin bu 12 kişi olmaması gerekiyor. içlerinde 10 yaşında çocuğun olması veya 70 yaşında dedenin olması da mühim değil. bizim, bu sokak aralarında oluşan linç kültürü üzerine düşünmemiz gerekiyor. zira, bunun tek yansıması -en kötüsü bu olsa da- tecavüz değildir. nefret söylemleri, aşağılamalar, cinsel istismar ve hatta hayvanlara eziyet edilmesi dahi bu sokak arası linç kültürünün bir ürünüdür. ve bu kültür çok yaygındır.