islam peygamberi s.a.v. muhammed mustafa nın müslümanlara buyruğudur dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin müslümanların kardeşliğini birliğini temel alan yaklaşımdır.
lakin ülkemizdede sık sık (bkz: laiklik) odaklı çatışmaların çıkış noktasında ümmetçilik anlayışı vardır cumhuriyet rejimiyle beraber ümmet anlayışı yerine ulus anlayışı hakim olmuştur; bu temelden yola çıkarak (bkz: harf inkilabı), (bkz: şapka kanunu) ve bir dizi yenilik izlenmiştir. öz türkçenin korunması noktasında yenilikler takip edilmiş dilimizdeki arapça kökenli sözcükler çıkartılmıştır buna takiben (bkz: türk dil kurumu) nun kurulması, ve tarih enstitüsüsünün açılmasıyla inkilaplar kalıcı hale getirilmiş devamlılığı sağlanmıştır tüm bunların ışığında türkiye cumhuriyetinin dinamiğini oluşturan temelde ümmetçilik anlayışına yer yoktur lakin böyle bir yaklaşımın terkedilmesinde muaviye den süregelen arap-türk düşmanlığının kanal cephesinde ingilizli destekli arapların şerif hüseyin önderliğinde bir milyon mehmetçiğin şehit edilmesi ümmet anlayışının terkedilmesinde hak olmuştur. bu temelden yola çıkarsak devlet erki ümmetçiliği benimseyemez lakin bu kişilerin tercihi olabilir kişiler kendilerini ümmetçi diye nitelendirebilir ama kurumlar asla çünkü devletin dinamiğini oluşturan yapıtaşında ulus kavramı vardır. bu aradaki ince çizgiyi görüp özümsersek türk milleti olarak birçok sözlü, fiili tartışmanın, çatışmanın önüne geçmiş oluruz.