#19146828 burada pride and prejudice hakkındaki fikirlerimi ifade etmiştim. bu kitap hakkında da çok farklı şeyler düşünmüyorum.
görüyorum ki herkes heathcliff'e hayran, ne derece muazzam bir aşık olduğundan bahsediliyor. dünya heathcliff tarafından sevilmek isteyen insanlarla dolu.
insanların ne ara böyle ciddi psikolojik sorunlar yaşadığını, ne ara bu hale geldiklerini merak ediyorum. çok enteresan gerçekten. bak güzel kardeşim, senin iç çekerek okuduğun o heathcliff var ya, deli o. bildiğin deli. nefretinden delirmiş. intikam alıyor güya ama kimden intikam aldığı da belli değil. tanıdığı herkese bir şerefsizlik yapıyor, bu sırada kimden neyin intikamını aldığını o da bilmiyor. işin aslı, catherine evlendikten ardından da öldükten sonra bu herifin yaşaması için hiçbir sebep kalmıyor. yeryüzünde bir tek seveni dahi olmayan, kimsenin kendisini sevmesine müsaade de etmeyen ruh hastasının teki heathcliff. ama nedense kendini öldürmeye falan da çalışmıyor, can tatlı geliyor herhalde. bu yüzden temelsiz, saçma sapan bir intikamın peşine düşüyor. çevresindeki herkesin ağzına sıçıyor beyefendi. dayak, küfür, insanların geleceğini ellerinden alma... ne istersen var elemanda. kendi öz oğlu ya da sevdiği kadının kızı bile perişan oluyor bunun elinde. sonra neymiş efendim, çok büyük aşıkmış bu heathcliff. öyle aşkın ızdırabını... olay ne biliyor musun? şimdi bu herifin hiçbir zaman gerçek bir ailesi olmadı. onu malikaneye getiren adamcağız iyi davransa da hem diğerlerinin kötü tutumu hem de kimsesizliğin kendisine aşıladığı pervasızlık hali earnshawları bir aile olarak görmesini engelledi. ailesi yoktu yani. parası da yoktu. tamamen çulsuzdu. sevdiği bir kız vardı sadece. catherine. ama o da evlenip gitti. yani hiçbir şeysiz kaldı bu adam. ama o derece hırslıydı ki bu hiçbir şeysizlik zaten çok sağlam olmayan ruhunu iyice hırpaladı. tam bir ruh hastasına dönüştü. hayatın ona vermediği, sahip olamadığı her şeyi şiddetle, hileyle, türlü türlü ibişlikle almaya çalıştı. önce muhtemelen kötülükleriyle bir miktar paraya sahip oldu sonra da önce earnshawların ardından da lintonların mülklerine hileyle sahip oldu. sonra ailesinin yokluğunu telafi etmek için oğlunu zorla yanına aldı. sevdiği için değil, sırf sahip olmak istediği için. ama ölüp gitmiş olan catherine'i geri getiremiyordu tabi. bu yüzden onu elde edememek gittikçe delirtti heathcliff'i. ağlamaları sızlamaları aşkından değildi. ona sahip olamamasındandı, hiçbir zaman da sahip olamayacağını bilmesinden.
uzun lafın kısası öyle "bin yılın en büyük aşığı" falan değildi heathcliff. ruh hastası bir ibişti sadece. catherine'in kocası edgar çok daha fazla aşıktı. aşk bazen hastalıklı bir duygudur evet, ama heathcliff'inki gibi değil. edgar da catherine'i heathcliff'ten kıskanıyordu ama hiçbir zaman onun gibi psikopata bağlamadı.
hee, diyeceksiniz ki "ama neler çekti heathcliff!". o daha fazlasını hindley'nin oğlu hareton'a çektirmedi mi? evet, hareton da arızaydı ama heathcliff'le boy ölçüşecek seviyeye hiç gelmedi. ruhen ve kişilik olarak ondan çok daha sağlamdı çünkü.
biraz da kitabın kurgusundan söz edelim. kitap baştan sonra çok iyi kurgulanmış, hiç boşluğu olmayan bir roman gibi görünüyor ama değil bana kalırsa. bir kere heathcliff wuthering heights'ten kaçtıktan sonra nasıl o kadar zengin oldu? "olmuş işte bir şekilde" diye geçiştirilebilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum bunun. çünkü az buz değil, epey parayla dönüyor. iki kapkaç, iki gaspla olacak şey değil yani. bence heathcliff'in zengin olma hikayesi olmalıydı eserde.
artık bitireyim yavaştan. açıkçası çok memnun kalmadım ben kitaptan. herkes bir trip, herkes bir ruh hastasıydı. şizofreniden paranoyaya, megalomaniden sadizme kadar her türlü psikopatlık, ruh hastalığı vardı ve bir yerden sonra karakterler sinir krizi geçirdikçe daha fazlasını sıkıntıdan ben evde geçirmeye başladım. eline kıymık batan sinir krizi geçiriyor anasını satıyım, bir kere de değil bin kere oluyor aynı şey kitapta. sıkıyor, bunaltıyor. gotikte bunlar vardır, olabilir ama bu kitaptaki o kadar abartılıyor ki melodrama kaçıyor.
sevemedim. olmamış. hele heathcliff hiç olmamış. eğer emily bronte bu karakteri okurların algıladığı gibi "çok büyük aşık" olarak yaratmışsa ayıp etmiş. kendisi ancak köyün delisidir zira.