Yazın sonuna yaklaşırken bütün gölgeler yavaş yavaş soğumaya başladı
Göl kenarındaki yansımalar daha bir titrek sanki
Ve dalından düşmeye hazır o yaprak
Hayallerin sonu yok gibi, olmasın da
Nahiyeye giden yol dolambaçlı, biraz çorak ve Mozart türküleri gibi melankolik bazen
Küçük bir evde nahiyeden uzak(hikayeden ayraç), alkolik bir palyaço yaşardı(burnu kırmzı, bir gözü hep yaşlı ve ayakkabılarına sığmazdı üstelik)
Hep Şopen(Waltz in A Minor)dinlerdi yatmadan önce muhakkak
Sokak aralarında pandomim yaparken kardeşi, göz ucuyla gördüm sadece. (gözü, göz ucuma değdi)
Yaz bitti; nahiye kendi kabuğuna çekildi nihayet(çekirdek çitleten kadınlar da oturmuyorlar her köşe başında)
Sonbahar hazırlanılırken; tüm yaza dair ne varsa dolapta yerini aldı şimdiden(kısa gömlek, şapka ve naftalin kokulu aşk da dahil)
Bir bizim kör Salih değişmedi ne yazne de kış hep aynı (mavi entari, beyaz çizgili, sol üstü yamalı pantolon, iki yanı da delik cepli ceket)
Evet o son yaprak da düştü dalından pencere kenarındaki süsünü tamamlarken elli yıllık kavak (çıplak)
Hüzün hangi hazirana yakışmadı, (bu küçük köyde)şimdiden ekime ne gerek vardı
Sivri Dağı'nda uçsuz bucaksız bir düşünce
Ve ile içimdeki ben üşüyünce(tamamlanmayan yalnızlığın ve hali diye)
Ve'yi yalnız bıraktım, ıpıssız ile tamamladım sonra
Rüzgar "hangi" makamda ıslık çalınca
Hatırlarım çocukken nenem hep bir bilmece sorardı "kime" ile biten
Ben de bilemezdim
Cevabı"kimse"dedi ölürken...