Uzun hikayeler kısa cümlelere dökülürken, satır başı mimiklerimizle duraksadık arada bir
Gece siyahı yakıştırırken kendine ve huzur nefes alışlarımızla bir anılmaya başlarken
"Alıştım sana"
Hadi Dön başa...
Unutulmuş saat bir kenarda dağınık ve aldırmadan ilerliye dursun adım adım tükenen geceye
Akrep ve yelkovan buluşsunlar yine tam onikide "iki eski sevgili gibi"
Cama yağmur damlaları vururken birer ikişer
Sobamızın üzerinde demini alan çayımız haykırıverdi "içimi ısıt, içimi ısıt!"
Dışarıda bir zemheri, bir zemheri ki- öyle hayal etmiştik sonbaharı hüznüne yakışır güzellikleriyle beraber-
Tenim teninde üşüdü: sokul, yaklaş, yanaş ve herşeyi sen gibi paylaşalım, ey aşk!
Sahibini unutmuş ıslık makamında rüzgar savrururken son ve baharı, yağmura aldansın yeni açmış gonca gül
Nasıl olsa sonunda ölüm bizi de bulmayacak mı?
Ama kim bilir -belki bir ihtimal daha var-
"Dönersem ıslık çal"
Öyle düşünürken düş dediğimiz gerçek yüzümüze -şaka dedi
Sadece -şaka.