ulan ilk kez gittiğim zamanı hatırlıyorum bu mekana..
istanbul'un karşı yakasında, avrupa'da, ömrümde ilk defa profiterol yediğim mekandı inci pastanesi.
girişindeki o mermerin hikayesini anlatmıştı bana nehir. ''bu mermer bilmem kaç senedir burada imiş, sahibi hiç değiştirmemiş. bu aşınmaları falan hep o yüzden.'' diyerek.
ne kadar da imrenmiştim. mermer bile olsa bilmem kaç senedir muhafaza edilmesi, oraya edip canseverin de cemal süreya'nın da özdemir asaf'ın da ayak basmış olabileceğini düşünmek içimi kıpır kıpır etmişti.
bir mermer parçası, insanın içine bu kadar mı işlerdi?
fazla abartıldığı söyleniyor.
ben orada nehir ile ilk kez buluşmuştum. onu ilk defa görmüştüm orada. benim ''profiretol'' diyemeyişime -görüldüğü üzere aynı zamanda yazamayışıma da- ilk defa orada gülmüştük.
dedim ya, acemiydim istanbul'da. zannediyorum ki onlar getirecekler bana, ben yiyeceğim, hesap gelecek bla bla bla..
öyle değilmiş meğer.. giriyormuşsun, tezgahın üzerine dizili olan profiterollerden alıyormuşsun. istersen limonata da alabilirsin hatta. yiyip içip ''ben şunları şunları yedim.'' diyerek hesabını ödüyormuşsun. ve tüm bunlar maksimum 10 dakika içinde gerçekleşiyor. dışarıda bekleyenler var çünkü, onlar da ilk defa burada buluşacaklar belki de...
+nerdesin sen yaa? nasıl başarıyorsun dümdüz yolda kaybolmayı bilmiyorum.
-aloo. heh, ya şey işte bilmiyorum ki. kızım yabancıyım ben istanbul'a allah allah yaa. sen bi' yer söyle oraya geleyim.
+iyi tamam, yapı kredinin orayı biliyor musun?
-ı ıh.
+nevizade?
-ı ıh.
+ooof. o zaman babylon tarafına yürü ben bulurum seni. aşağıdaki burger'ın oralardayım ben.
-babilon ne kızım ya sikicem istanbul'unu ha!!
+ya nasıl bilmezsin babylon'u yahu. yuh yaa.
-ben inci'nin oraya gidiyorum gelirsen gel.
+ee tamam işte bekle orda..
ne güzel yerdin sen inci pastanesi. hani eski türk filmlerinde muhallebiciler olur ya. öyle nostaljiydin bana. yukarıdan yukarıdan izlerdi bir adam. ilk gittiğimde dikkatimi çekmişti. ''bu adam kim?'' diye sormuştum sesli olarak istemsizce.
yukarıya davet etti beni. anlattı mekanın tarihini.. sıcacık, sımsıcacık bir yerdi.
5 lira ile satın alınabilecek en güzel mutluluktu inci pastanesi.. fazla anlam yüklüyorsunuz diyenler ya hiç sevmemişlerdir ya da boş konuşuyorlardır. aldırmayınız.