maraş katliamı

entry206 galeri video1
    138.
  1. Geçmişi unutalım diyor bazıları, geçmişi deşmek gerilimi arttırır diyorlar. Ama yakın geçmişinden bihaber olan insanlar bugün de aynı oyunlar oynandığında yemi kolayca yutuveriyorlar. Oysa bilmek, en ince ayrıntısına kadar tarihimizin bu utanç, bu rezil sayfasını öğrenmek lazım. Öğrenmeli, içimize sindire sindire öyle bir yerleştirmeliyiz ki bir daha olmasın. Aynı düşüncede olduğunu sandığımız, bildiğimiz, olduğumuz insanların, abilerimizin, amcalarımızın, babalarımızın da bu katliamın sorumlularından biri olduğunu yok saymamız, olayları yok saymamız acıları hafifletmiyor. En azından o dönemi yaşamış insanlarımıza, bir yakınını, bir tanıdığını yitirmiş vatandaşlarımıza saygı duyabilmek, acısını paylaşabilmek adına bu utancı, pişmanlığı paylaşmalıyız. Tekrar tekrar yazmalıyız. Çünkü bugün de benzer şeyler yaşanmaya devam ediyor.

    - Kahramanmaraş'ta 19-26 Aralık 1978'de yaşanan katliamda resmi rakamlara göre 111 Alevi öldürüldü, yüzlerce ev ve işyeri yakıldı. Alevi mahalleleri talan edildi. Alevi ve Sünnilerin bir arada yaşadığı Kahramanmaraş'ta körüklenen gerilim 19 Aralık'ta Çiçek Sineması'na CÜneyt Arkın'ın "Güneş Ne Zaman Doğacak" filminin gösterildiği sırada bomba atılmasıyla zirveye çıktı. Sağcı bir grup, "Müslüman Türkiye" sloganıyla CHP,PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği binalarına saldırdı. Ülkücü Gençlik Derneği Kahramanmaraş Şube Başkanı Mehmet Leblebici ve ikinci başkan Mustafa Kanlıdere'nin talimatları ile bombayı attığı iddia edilen Osman Kenger, (Şimdiki adıyla Ökkeş Şendiller) Ankara'ya Ülkücü Gençlik Derneği'ne telefon ederek yardım talebinde bulundu. Ertesi gün Alevilerin yoğunlukta oturduğu Yörükselim Mahallesi'nde bir kıraathane bombalandı. Mahallenin ileri gelen insanlarından Gıjgın Dede vefat etti. 21 Aralık'ta ise Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlı iki sol görüşlü öğretmen silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Dönemin Kahramanmaraş Valisi Tahsin Soylu'nun kente askeri güç gönderilmesi talebi reddedildi. Ertesi gün iki öğretmenin cenaze törenine sağcılar saldırınca çatışma başladı. 22 Aralık gecesi sağcı gruplar "Alevilerin ertesi gün silahlı saldırı yapacağını" iddia ederek silahlanma çağrısı yaptı. 23 Aralık'ta kentte başlayan çatışmaların ardından 24 Aralık'ta polis kentten çekildi. Bundan yararlanan sağcı gruplar Alevi mahallelerine saldırdı. Olaylar yatıştığında resmi makamlara göre 111 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.Alevilere ait yüzlerce ev ve işyeri tahrip edilirken binlerce alevi ve sol görüşlü yurttaş kenti terk etti.

    Geçtiğimiz Aralık ayında katliam mağdurlarının alevi sivil toplum örgütlerince anma toplantısı yapılmasına valilikten yasaklama kararı çıktı. Geçmişi deşmeyelim de hala değişen bir şey yok ki.

    Ben alevi değilim. Maraşlı da değilim. Yaşamımın 40 yılı boyunca hiç bir şekilde kendimi ülkücü harekete yakın hissetmesem de vatansever, yurtsever olarak görürüm kendimi. Ülkücü gruplar neden tüm toplum tarafından benimsenmediklerini kendi kendilerine sorgulamalılar. Öte yandan Burma'daki müslümanlara yapılan zalimlikler için iktidarımız kampanyalar düzenleyip gözyaşı akıtırken kendi vatandaşlarının yaşamış olduğu acılara neden bu kadar duyarsız anlamak zor. Dünyanın en acı veren deneyimlerinden biri Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde alevi olarak yaşamak olsa gerek. Bu insanlarımız Maraş'ta ve Çorum'da katliam yaşadılar, Sivas'ta yakıldılar. iktidar tarafından hala bir din olarak değil mezhep olarak tanındıkları için belirli bir ibadethaneleri yok, diyanet işleri şubesi olabilecek kurumları yok. Buna rağmen hala içiçe yaşamaktayız. Başlık altında bir şiir vardı. Gerçekten orada dediği gibi Fransız'a karşı işgal altında yanyana savaşırken ne oldu da bu kadar düşma olundu diye... O yüzden dış güçlerin müdehales olsa da, ağır provakasyon olsa da, tahrik olsa da, işin için pek çok karanlık örgüt olsa da ben aynı ili sınırları içinde hatta belki de aynı semtte yaşayan insanların birbirlerini satırlarla doğrayabilecek kadar nefreti nasıl oluşturabildiler içinde. işin içinde kim olursa olsun suçsuz masum kadınların hadi onu da geçtim ufacık bebeklerin katledilmesi için kim kimi kışkırtabilir. Bu durumda içimizdeki hayvanı suçlamaktan başka ne yapabiliriz? Dış güçler, derin devlet ya da her kim olursa olsun bize alın elinize satırları insanları, kadınları hatta bebekleri kıtır kıtır kesin mi diyor? O kadar acı ki... Günümüzde hala bu zihniyetin kalıntılarını görmek, buram buram hissetmek. Geçmişte kalsın deniliyor ama başbakanımız değil mi ki siyasi arenada rakibi olan Kılıçdaroğlu'nu kötülemek adına "O alevi, alevi" diyen... Bunu bu ülkenin başbakanı kendisini dinlemeye gelen binlerce kişilik bir kalabalığa miting alanı kürsüsünden haykırdı. Eminim ki ileride bu sözü de hatırlanacaktır. Ama şimdi siyasi gücünden dolayı kimse sesini çıkaramıyor. Modern ve bilimsel bir ülke olmaya çalışıyoruz. Bu da ırkçılığı, din farklılığından doğan sorunları da reddetmek demektir. Oysa neler yaşıyoruz.

    Bu olayların bir kere yaşanmaması duasıyla tüm alevi kardeşlerimin acısını paylaşıyor ve bu memleketin bir parçası oldukları için sevinç duyuyorum. Keşke yaşanmasaydı...
    2 ...