Sembolizmin en büyük temsilcilerinden, aykırı şair. Charlevillede doğdu. Anası tarafından pek sert bir eğitimle yetiştirilen Rimbaud, parlak bir öğrenim gördü ve on altı yaşından itibaren şiir yazmağa başladı. Coşkulu ve serüvenci bir yapıya sahip olduğu için aile çevresine, kentsoylu törelerine, edep, ahlâk ve din kavramlarına başkaldırmaktaydı.
Parise yaptığı kaçamaklardan sonra (özellikle komün sırasında ayaklananlann yanıbaşmdaydı), Verlainein çağrısı üzerine başkente yerleşti. Verlaine, başta Sarhoş Gemi 3 adlı şiiri olmak üzere onun şiirlerini çok beğenmişti, 1872de artık çok yakın iki dost olan Rimbaud ve Verlaine Belçika ve ingiltereye gezmeğe gittiler. Ne var ki Brükselde Verlaine, Rimbaudya tabancayla iki el ateş etti (1873), Rimbaud hafifçe yaralandı; bu olay ikisi arasındaki, kısa süreli ama büyük dostluğun sonu
Rimbaud, toplumun dışında yaşa-yan, «aşkın, ıstırabın, çılgınlığın her türlüsünü» arayan, «bütün duyguların çığırından çıkartılması» hakkını isteyen Rimbaud, Baudelairein Yapma Cennetlerinin pek çok etkisinde kalmıştır. Kendini duyularının büyüsüne kapıp koyvermişti. Sanrılarını, bilinmeyeni ve mutlağı arayışını, önce düzgün dizelerle, sonra serbest nazımla, en sonunda da düzyazıyla ( luminations [ingilizce renkli gravürler anlamındadır]) dile getirdi.
Rimbaud, şiirleriyle olduğu kadar düşünceleriyle de devrimciydi: dilin temposu ve ötümlülüğü gerçek bir söz simyası, bazen şiddetli görüntülerin üst üste yığılması onun, Andre Breton tarafından, gerçeküstücülüğün öncüsü olarak tanınmasına yol açacaktı. Rimbaud on dokuz yaşında yazmaktan vazgeçti
serüven ve hareket dolu bir yaşama atıldı; Cavaya, Kıbrısa, Arabistana (Aden) ve Habeşistana gitti, oralarda ticaret yaptı. Hastalandı, bir bacağı kesildi ve otuz yedi yaşında Marsilyada öldü