birisi stadı doldurmanın ürün almanın muhteşem taraftarlık örneği olduğunu sanar, başarı için her yolu mübah addeder, hakem hatası, şike dahil sesini çıkarmaz yeter ki başarı olsun der, türk futbolunun başına gelen en kötü şey olan başkanlarını tanrıymışçasına destekler; diğeri ise haksız yere puan alacağına yenilmeyi tercih eder, yönetimin kendisine uyguladığı bilet uygulamasına isyan eder, zira bilir o stadın ruhu kapalıdır ve o bölgede maçı izleyen taraftarlar ayda 400 tlye yakın para veremezler. zira onlar için taraftarlık koyun gibi kendisine sunulan ürünleri ve bilet fiyatlarını boynu bükük kabul etmez, isyan eder, çünkü onların taraftarı zengin değildir, esnaftır, üniversite öğrencisidir, işçidir, emekçidir. velhasıl iki tribünün portföyü çok farklıdır.