allah'a secde etmiyormuş, allah'ı sevmiyormuş gibi saldırılması yanlış olan kişi. nedir dert? namazda parmağını mı kaldırmıyor, abdest alırken burnundan mı başlıyor? literatürdeki "allah aşkı" kavramı ve insanlardaki bunun ile ilgili algının yanlışlığından mı söz ediyor? "allah aşkı" kavramı etrafındaki bahisleri doğru bulmaması onun allah'ı sevmediği anlamına gelmiyor.. kader inancı mı tartışma konusu? bu mu? kuran'da kaza ve kaderin allah'tan olduğuna inanmayanlar fasıktır, mı yazıyor? hz. peygamberin "kader bir sırdır" mealinde bir hadis-i şerifi vardı, telefondan araştıramıyorum şimdi. bir sır ile ilgili mi tartışmanız-saldırmanız? saçma bir durum o halde. gereksiz şekilde saldırılıyor kendisine bence. ayrıca, en azından kendi adıma, kendisinden edinilecek çok şey var. saçma sapan mezhep-ekol çatışmasına girilmemeli. her iki taraf da söylemlerinde yapıcı olabilmeli tabi.
son olarak; kuran ve peygamber efendimiz allah aşkından bahsetmemiş, allah sevgisinden bahsederek tüm müslümanlara ait olan genel bir durumdan bahsetmiş. peygamber efendimizin hiç bahsetmemiş olması ve kuran'da yazmaması, bu durumun allah aşkının konuşulan değil yaşanan bir kavram olduğu anlamına da gelebilir. takdir sizin. ben olmadığına inanmıyorum çünkü allah sevgisi kavramı varsa, şiddetli sevgi anlamına gelen kavram olan "aşk" da vardır. o durumu yaşayanlar da kuranı ve peygamberimizi anlatmaya devam etmeli, yaşamayanlar da şimdilerde olduğu gibi postmodern bir tatmin aracı olarak kullanmamalı, ağzına bile almamalı. zaten hep yaşamayanlar bahsediyor şimdilerde, allah'ı sevdiğine inanmadığım kişiler bile bahsediyor. yaşayanlar da eskilerde yalnizca kendi meclislerinde bahsetmiş, doğrusuyla, hatasıyla. ama mesele şu bence; aşk varmış yokmuş, bize ne yahu? hikaye okumasın kimse, varsa insanı bulur. bulmadıysa sanane ki bana aşk'tan filan bahsediyorsun? allah'ı sevmekten bahset müslümansan eğer. düşüncelerimi yazımda tam sistemli yazamadım ama "aşk var-yok" tartışması gereksiz bir tartışma, onu söylemek istedim. allah sevgisi var, kimse bahsetmiyor; aşk edebiyatı yapan çapulcular da insanların manevi boşluklarını riya ile dolduruyor. bunu da iyi düşünmek lazım. aşk kavramını eleştirenleri de anlamaya çalışmalı, belki şiddetli allah sevgisine, yani aşk'a değil; bazı yanlış algılara, hareketlere, yönelimlere, sonuçlara düşmandırlar. hakikat olup olmadığını bir kenara koyarak soruyorum; çok mu iyi tanıyoruz bu meseleyi? evliya ve aşk edebiyatının insanı bu zamanda sonu gelmez ve içi boş postmodern tatminlere götürdügüne emin oldum son birkac senede yapilanlara ve yaşananlara bakarak. kimseyi salih bir kul eylemedi diye düşünüyorum. ego tatmini, geçici heves olarak yer etti. new age etkisi gibi. böyle düşünmeli bence. selam.