bazılarınız bilir atletiğimdir. nah bilir nerden bileceksiniz. sözlük burası öhöm.
bir akşam havuzdan çıkmışım minibüsle eve gidiyorum. fazla yüzmemiş bin metre kulaç atıp çıkmıştım. kulağımda da sony mp3 çalar. neden sony diyorum çünkü çok para verdim. anlayacaksın şimdi. sere serpe oturmuşum çanta kucağımda. karnım acıkmış kurt gibi. yüzen acıkır tabi. klişe ama doğru amına koyim. eve yüz metre kala annemi aradım yoldayım yemek hazırla dedim. mp3'ü kapatmak yerine sadece kulaklığı kulağımdan çıkarmıştım. telefonu kapatana kadar zaten ineceğim yere varmıştım. ayağa kalktım hızlıca.
kalkarken çat diye bi ses çıktı ama siklemedim. indim minibüsten. yılların alışkanlığı eve yürürken kulaklığı toplarım hep. kulaklıgı hırkamın üst kısmından çekmeye başladım. ulan bi baktım mp3 yok. pazara yollanmış gibi hissettim. hemen irkildim minibüsün arkasından baktım. uçmuş gitmiş göt herif. bir koşmaya başladım sanarsın oscar pistorius. yakalasam minibüsü camı kırıp içeri giricem sonra da şoförün bir koluna bir de başına sıkıcam.
yaklaşık iki yüz metre kovaladım. belki daha fazla. bağırıyorum bi de koşarkan heeey heey diye. ulan millet cama çıkmasın diyorum bi yandan da. yolda bi iki insan görüyorum napıyor bu deli dercesine bakan. minibüs bir yavaşlıyor heh diyorum duracak. durmuyor. göt. sanki dikiz aynadan beni izliyor kapçık ağızlı. neyse gaz fren gaz fren derken yetiştim.
başka yolcular binerken ben de biniyorum kaptan ağır ol abi bi şey düşürdüm diyorum. göt durmuyor. göt çünkü göt. bedava götürdü beni yirmi metre oh olsun amına koyim. bakıyorum oturduğum koltuğun etrafına. o sırada arkamda oturan ipne "bi şey düştü ama" diye mırıldanıyor. içimden basıyorum küfrü. oraya kadar delikanlıyım. içimden etmekle yetiniyorum. yorgunum ondan ehe. koltuğun yanına düşmüş. alıp iniyorum.
nefes nefese duruyorum bekliyorum biraz. ama mutluyum. eşek gibi gülüyorum.
şeytan yandan sırıtıyor. "dur daha bitmedi yaprağam" diyor.
edeceğin küfrü sikeyim püh sana diyip elimi kulaklığa atıyorum. amına koyim. yok kulaklık. amına koyim. düşmüş salmış kendini aşağıya hırkanın altından. koştuğum yollardan eve yürümeye başlıyorum. telefonun ışığıyla yere bakıyorum bi yandan.
sonra yerde bi şey görüyorum. uzun. kıvrımlı. siyah. başımı yana çeviriyorum yerde yatan bi zenci. onun uzvuymuş.
alıyorum kulaklığı elime. parçalanmış. tabi parçalanır. arabalar geçiyor ordan mal. hiç kaldırımdan koşmamışım ki. zaten koşamam. kaldırımda yer yok araba dolu götümün mahallesinde. kulaklığı alıp eve yürüdüm.
beni öyle koşturan esaslar nelerdi?
-mp3'e çok para vermiş olmam. koşarken fiyat gözümün önüne geldi. harbi bak.