dün akşam hatun çayımızı demlemiş çekirdekleri küçük taslara koymuş işler güçler başlayana kadar vakit geçirmenin arayışları içersindeyiz. kanal d'de öyle bir zaman geçer ki'yi görünce "heh" dedim "adı üstünde, bu bize zamanı geçirtir". bir ya da iki dakika bakmam cemile ve sakallı manitasının yapmacık aşk oyunlarını görmemle istemsizce kumandanın ileri tuşuna basmam bir oldu. star'da yeni başlayan bir dizi var dedi hatun ona bakalım istersen. bu şekilde tanıştık 20 dakika ile.
şimdi özet geçicem ilkten en son eleştiricem. bir eleman var karısına hakszılık yapmışlar karısı cezaevine düşmüş. hatun içerde klasik türk cezaevi klişeleriyle uğraşıyor, eleman dışarda onu ordan kaçırmanın telaşında. eleman eski ve tövbeli bir hırsız reyizle tanışmış akıl danışıyor ona. neyse eleman cezaevinde temizlikçi şeklinde cirit atıyor bir maymuncukla her kapıyı açabiliyor bunu müdirenin kilitli kapısını 35 saniyede açmasından anlıyoruz. bir duvarı kırması için, içine girmesi gereken bir depo var kapısı kilitli. kapının anahtarları müdirenin odasında bir çelik kasada duruyor. arkadaşımız dizinin dünkü bölümünde ki tüm mesaisini o kasayı açmaya ve içindeki depo anahtarını almaya ayırdı. en son tam başaramayacakken eski hırsız reyiz geldi kasayı itinayla açtı ve anahtarı esas abimize teslim etti.
senaryo yazmakda zayıfsınız eyvallah, mecburen klişelere bağlı kalıyorsunuz ona da eyvallah. iyi de kardeşim bizi neden salak yerine koyuyorsunuz? adamlar her kapıyı hatta çelik kasayı bile maymuncukla açabiliyorken neden götü boklu bir malzeme deposunun kapısını açamıyorlar?
o senarist bana bi çay koysun aga, demli tek şekerli.