" önce bir sigara yaktım, usul usul giyindim
bluzumdaki bir iki kırışığı çektim düzelttim
perdeleri açtım
pencereyi de açtım açık bıraktım
merdivenleri indim çok yavaş indim
kimseye rastlamadım
dışarı çıktım: işte ilkbahar!
yürüdüm yürüdüm
ben ki herkesin bilmediği
birtakım şeyler yapan biriydim
böylece çok göründüm
nedense öyle sandım
yüzler silindi, olmayan yüzler
sis, duman, pus gibi yüzler
ince bir çubukla sigarasını içen muhassen
yitti, yitiverdi hepsi
fırlattım göğsümdeki gülü havaya
pembe pembe bakındı boşluk
selamladı beni
hayır, mutsuzum.
evet mutluyum
bir mutluluk yok mu her çelişkide
var! varsa niçin?
yedi lamba bir arada
bir arada yedi güvercin
muhassen
bir anlamda çabuk-güzel
bir bakıma çabuk-çirkin
anlıyorum
ben sadece armesiyim o katedralin
dünya ise çalmaya hazır
koskocaman bir org gibidir
ama çalmadan
katedralin avlusuna düşüp
düşüp de parçalanan
bir org gibi.." *