liberalizm, çok farklı yönlere sahip bir sistemdir. kimileri sol düşünceler için kullanırken genelde sağ ideoloji kitlesinin kullandığı sistem olmuştur. liberalizm, çok geniş bir perspektife sahiptir.
öncelikle şunu belirteyim ki george washington un kendisi bile, iki devlet arasında kurulacak ilişkiden büyük olanın daha karlı çıkacağını ifade etmiştir.
devletlerarası ilişkilerin görmezden gelinemeyeceği günümüzde, serbest piyasa ekonomisi şarttır. bunun birçok sebebi vardır. mesela, kimi hammaddeler dünyanın çok sınırlı yerlerinde bulunurlar. bir uçak parçası sadece x bölgesinden alınan hammadde ile yapılabilir ve o madde olmazsa, uçak üretilemez hiçbir yerde. petrol ve doğalgaz örnekleri en bildiklerimiz, petrol yüzünden savaşlar çıkıyor. 1 damla petrol 1 damla kandan değerli bulunuyor maalesef ama durum böyle.
devletler kendi paralarını korumak için savaşlar yapıyor, kendilerine pazar yaratabilmek için. özellikle abd bunu yapar. savaş yapmasının sebebi, kendine pazar yaratmaktır. 2. körfez savaşı nı hatırlarsınız, saddam; petrolü usd üzerinden satmaktan vazgeçmişti.
bu konuda hasan köni hocamızın sağlam görüşleri mevcuttur ayrıca.
ha, şimdi bu pazar derdindeki büyük güçlerin pazar yaratmaları durumuna rağmen; dostane ilişkiler gelişiyor ülkeler arasında. nasıl ki erasmus gibi programlarla ülke insanları kaynaşıyorsa, serbest piyasada da öyle. sen malını irandan alacaksan, ona savaş açmıyorsun. ama mesela, iran şu an abd ye petrol satıyor hala. savaşacaklar belki yakında ama satıyor işte. satmasa, siz o zaman görün halini. demek istediğim açık, bu sisteme girdin mi üretmeye bakacaksın kardeşim, yoksa ezilirsin.
türkiye' nin piyasaları kırılgandır. grafik bir yükselir bir düşer, dengesizdir yani. peki imkb ne durumda? amerikan ve alman etkisi altında. şimdi sen devletçilik politikandan vazgeçip tamamen serbest piyasaya geçersen bu iş olmaz. emekçi kesimin işçi sınıfın ezilir. onları da koruyan tedbirler alırsan, o zaman sosyal devlet olma özelliğini koruyabilirsin. liberalizmin, sosyal liberalizm çeşidi de vardır çünkü.
liberalizmi, görünmeyen el teorisiyle sınırlandırmak hatalıdır, onun üzerinden çok sular akmıştır çünkü. keynesyen olmuştur, devletin müdahalesini gerektiren durumlar olmuştur falan da filan..
liberalizmin özgürlükçü felsefe ile de ilişkisi sağlamdır.
siyaset felsefecisi thomas hobbes, yararcılığın kurucusu john stuart mill , benjamin franklin , görünmez eli söyleyen ahlak felsefesi profesörü adam smith , tanrı ve özgürlük hakkında düşünceleri ve yargı hakkındaki düşünceleriyle liberal özgürlük düşünürlerine dahil edebileceğimiz immaeul kant .. uzar..
liberalizmde, bilindiği gibi devlet minimum olmalı, iç- dış güvenlik, sağlık, eğitim harici konulara elleşmemelidir. devletin minumum olmasının sebebi ise, devletin insanları kısıtlayarak en kutsal şey olan bireye müdahale etmesinin önlenmesi isteğidir. devlet kurumları ne kadar hakim olursa, vatandaşına o kadar müdahale edebilir.
özgürlük anlayışı negatif özgürlüktür bu sistemin. negatif özgürlük, başkasına zarar vermeden dilediğini yapabilme özgürlüğüdür. mesela, ldp nin sitesi var orada da anayasaya alternatif diye sundukları birşey vardı, kısa bir içeriği var.
askerin siyasete karışmasına kesinlikle karşıdır ve bu kesinlikle doğrudur. mustafa kemal' in ifade ettiği gibi asker kışlada durmalı, siyasete karışmamalıdır. darbe çığırtkanlığına karşıdır.
daha anlamlısı şöyle;
anarşizme, komünizm kadar yakın bir sistemdir. ikisinin de sonunda devlet, ortadan kalkar denebilir. ( ütopik olarak)
liberal insan hakları gayet güzeldir, bu hakların önündeki tek engel ' devlet' olarak görülürse, elbette devlet en aza indirgenmek istenecektir. halbuki, devleti bir kenara dışlamak mümkün değildir. yani insan haklarının sağlanabilmesi için devletin illaki küçültülmesi gerekmez. önemli olan devlet- piyasa güçlerini birbiriyle rekabet eder hale getirebilmektir. karma ekonomi dir.
özel mülkiyet gayet güzel bir haktır. gerçekten de devlet birey için vardır; birey devlet için yoktur, mantıksal olarak.
bugün kopenhag kriterleri bu konuda bir yoldur. bu kriterlerin sağlanması da önemlidir bizim için, ama hangi topluluktur ki bizim yararımıza bir şeyler yapsın ve de bundan çıkarları olmasın? bu çok açıktır. bu hususta bilincimiz ve savunma mekanizmalarımız açık, dış politikamız kararlı olmalıdır çünkü, biz bir isviçre değiliz.
liberal ekonomi uygulaması ne zaman nasıl yapılmalıdır? kanımca, devlet üretebildiğini üretmeli, açık olduğu konularda serbest piyasadan faydalanmalıdır. dys- doğrudan yabancı sermaye; yatırım yapmalıdır. misal; savunma, iletişim, eğitim öğretim, sağlık... bizim elimizde, lastik sanayii, elastik ve plastik sanayii yabancı şirketlerde olabilir. tabii bunları yaparken de devlet çıkarı gözetilmelidir. cargill ler için kayırmalar yapılmamalı, ülke üreticisi gerek tarımda, gerek hayvancılıkta, genel olarak sanayii ve endüstride desteklenmelidir.
bu noktada, şeffaflık önem kazanır, şeffaf ihaleler, güvenilir seçimler, tekellerin engellenmesi, zayıf sınıfın korunması..
devletin denetimcisi olarak serbest piyasa sağlanmalıdır.
zamanında ismet inönü başbakanlıktan alınıp, yerine celal bayar getirilmişti. celal bayar, liberal biriydi, velhasıl başarılıydı da. ülke, savaştan yeni çıkmıştı ve fakirdi üstelik. ama unutmamalıyız ki o zamanlar bir öğretmenin aldığı maaş da yaklaşık ( günümüz parasıyla) 1500 ytl idi. hani bugün?
çin de doğusu ve batısı arasındaki zenginlik farkını gidermek için çok yatırım çekiyor, yalnız 2030' lardaki çin ekonomisinin geleceği hale bakarsak; belki de sosyalist yapılarını tasviye edecek ve küresel emperyalizm- kapitalizme liderlik yapacak bir çin olacaktır. türkiye' de bu, söz konusu değildir.
kimse, ütopyaların peşinden koşmasın. emre kongar , yorum farkında iyi değinmişti bu ' otoyol bağımlılığına' hatırlarsanız. küresel şirketlerin güdümüne girmemeliyiz, küreselleşme dikkat edilmesi gereken bir şeydir. bilgi anlamında tamam, eyvallah dünyada çok imkanlarımız oldu. yalnız dikkat edelim ki; ülkeler kendi iç dinamiklerini korumak için ' ekonomik- faşist' davranıyorlar. faşist derken, kendi çıkarını aşırı gözeten anlamında.
japonlar da dememiş miydi, amerikalılar faşist davranıyor diye. o 2. dünya savaşında berbat ettikleri ülke, şimdi amerika' yı korkutuyor.şu da dikkatimizi çeksin,
bugün bir fransa, danone yi satmıyor, diyor ki;
- efendim, o benim milli gururum satmam.
amerikan iletişim şirketi satılığa çıkarılıyor. az sonra bir karar geliyor;
- durdurun satışı!
her ülke kendi çıkarını gözetirken, bizdeki liberallerin yapmaya çalıştıkları nedir?
ayrıca fethullahçı- liberaller arasındaki bağlar; bize uluslararası dönen tezgahları bir nebze olsun göstermiyor mu hala?
liberalizm, doğru anlaşılmalıdır çünkü sağlam bir sistemdir ama kesinlikle doğru anlaşılmalıdır.
tek cümleyle şöyle ifade edeyim;
sosyal reformlar ile desteklenirse, güzel; desteklenmezse kapitalist sistemdir.