Herkes en güzelini, en iyisini ve de en mutlu edeni istiyor. En iyisi, güzeli ve de mutluluk vereni basitlik değil midir? insanları büyüleme çabasından çok uzak bir adama sımsıkı sarıl da hiç bırakma, sev. Çok alınıyorlar, çok kızıyorlar ve çok kin kusuyorlar... Basitlikten uzaklaştıkça insanlığa yakışmayan bir ton duygu ve huy sırtlanıyorlar. Birine basit demeye dursun, gazetenin üçüncü sayfa haberlerinde bulursun kendini.
Ama çıksa karşına basit olduğundan bi haber o adam, ona takılıp bir kazak gibi sökülürsün, karşısında tüm benliğin ile çırılçıplak kalırsın. Sever ya da sevmez, önemli olan bu mudur Allah aşkına?! Hala kendinizi düşünüyorsunuz.
Süslü cümlelerle basitliği anlatmakta oldukça zor ve tezat biliyorum...
Hak verin, ben nasıl anlatayım basit güzelliğinde kaybolduğum adamın omuzunda yatarken dünyanın sarhoş bir kadın gibi kendini unutarak döndüğünü... Yanındayken kalabalık içinde kimsenin göremediği bir sığınakta gibiyim. Hele bir de keyfi yerindeyse bayram sabahına hazır çocuklar gibi. Onunla geçmeyen dakikalar adeta israf, hatta bu kadar alışmışken günah!
Zaten hangi şiirime başlasam sonu yine ona çıkıyor. Ufak bir kız çocuğu gibi masallara inanıyorken içten içe, aşkın yazılarımda ne zararı olabilirdi.
Ne kadar yazarsam yazayım arabeskin verdiği tadı da vermiyor iyi mi...
Basit adam, basit bir sevgi işte denklem bu kadar. Cevabı bulduğunda dünyanın sırrını çözmüşsün gibi bir heyecan kaplayıveriyor içini.
Her şey bu kadar basit iken öyle anlar geliyor ki, dudaklarından çıkacak iki kelimeyi nasıl çekildiğini yıllardır çözemediğimiz belgesellerdeki kaplanların avını sessizce tetikte beklemesi gibi gergin bir halde bekliyorum; her seferinde ıska. Sevme diyemem sev de diyemem... Var ol Orhan Baba!
Az önce güldüğüm anların hiç gerçekçi olmadığını bildiğim aklıma geliyor, derin bir iç çekerek yine de güzeldi diye mırıldanıyorum. Sonra diyorum ki, ne olurdu bir tren garında tanışsaydık. Hani o en romantik filmlerdeki gibi. Bizim tek tren anlayışımız çocukluktan kalma çuf çuf, oda Hugo sağolsun.
Bahar gelince kış ölüyor, sen gidince gün bitiyor.
Ve işte yine dalıyorum uykuyu sevmeyen düşüncelere...
Öptüm, kaçtım.