Boltzmann, Newton'cu fizikçilere ters olarak, kurulan hipotezlerdeki rasgeleliğe, keyfiliğe karşı çıkardı. Mach'ın bilinemezciliğine kaçmadan, bağımsız teorilerin eş değer doğrulukta olabileceğini söylerdi. Literatürdeki tartışmalı konular üzerine çalıştı. Mesela Atomculuk metodu ile Kirchoff'un diferansiyel eşitliklerindeki indirgeme metodu arasındaki tartışmalarda, iki yaklaşımın da bağımsız düşünsel yapılar kurmaya çalıştığını iddia etti. Boltzmann, Mach ile ortak olarak, hiçbir yapının -tam olarak sürekli olarak- bir parçacığın nasıl hareket edeceğini tanımlayamayacağını düşündü.
Hepsinden öte, Boltzmann şüpheciliğini, matematikçi dürüstlüğüne borçludur. Güzel bir yazım şekli vardı, yazıları diyagramlar ve eşitliklilerle dolu olurdu. Alternatif matematiksel yapılar oluşturmada ustaydı. Adeta, felsefeyi matematiğe elle müdahale aracı olarak kullanıyordu. Bu noktada fizik ve felsefe arasındaki çapraz düşünme metodunu somutlaştırdı. Boltzmann, aynı zamanda Niels Bohr'un, çelişen hipotezlerin tek bir bilinmezliği açıklamada kullanılabilirliğine dair olan tamamlayıcı prensibini öngördü. Mach'tan daha az kavgacı ve Stöhr ya da Wahle'den daha az yıkıcı olan Boltzmann'ın, alternatif hipotezleri kabul ettirmekteki aşırı isteğine rağmen intihar edişi oldukça ironik ve sarsıcıydı. Onu bilimsel bir abide olarak niteleyen rakibi Ostwald, Boltzmann'ın araştırma uğruna kendini feda eden bir şehit olduğunu söylerken herhalde derinliklerde ona karşı olan sevgisinin borcunu ödüyordu. Tüm araştırmaları oldukça kapsamlı bir araştırmayı hak edecek kadar derin bir teknikliğe sahip olan Boltzmann, uzman bir matematikçinin felsefeye ne denli çok şey kazandırabileceğinin bir göstergesidir.
**
Ludwig Boltzmann, bir fizikçi ve filozoftur.
felsefesini kısaltarak iletmek gibi bir hatayı, "özet" kisvesi altına sığınarak gerçekleştirirsek, boltzmann'ın felsefesini şöyle maddeleştirebiliriz:
1 - Bir felsefi ya da bilimsel kuram "doğanın temsilinden" başka bir değildir. Tanrı gibi bir varlık tarafından yaratılmış "mükemmel kanun" değildir ve bu şekilde değiştirilemez değildir.
2 - Kuramlarımız bizlerce üretilen basit temsillerden ibaret olduğu için, Doğayı farklı kuramlarla da -birbirilerine zıt gözükseler bile- tanımlayabiliriz.
3 - Yukarıda belirtilen noktaların ışığında, insanın hiçbir şekilde dogma olarak ele alınabilecek hiçbir "mükemmel kanun"a sahip değildir. Bu nedenle, doğayı anlamak ve doğruya ulaşabilmek için ihtiyaç duyulan şey dogmatik düşüncelerden uzak kalmaktır.
4 - Hiç bir şey kuramlardan daha uygulanabilir değildir. Bu nedenle filozofiye, tam bir kuramsal bilim gibi yaklaşmak gerekir. Bununla beraber kuramları ortaya koyarken gerçekçi olma gerekliliği göz ardı edilemez.
5 - Bir kuramı açıklamak için matematiksel formüllere ihtiyaç yoktur. iyi bir kuram özel dil kullanımına gerek duymaz ve iyi bir teorisyen, kuramını basitçe dilsel kelimelerle anlatabilir.
7 - Matematikte kesinlikler olduğuna inanmak bizi dogmatizme götürür. Oysaki Matematik de insan yaratısı bir dildir.