filler ve çimen

entry60 galeri
    4.
  1. 37. antalya film festivalinde; en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi sanat yönetmeni, en iyi kurgu ve jüri özel ödülü almış filmdir. nacizane yorumlarım:

    açık hava çekimlerinin sürekli puslu havada, kapalı mekan çekimlerinin ise karanlık, loş ortamlarda olması; mafya, bürokrasi, siyasetin birbirine karışan çıkar ilişkileriyle harmanlanmış ülke ikliminin nasıl puslu olduğunu gösterir gibidir.

    birbirleriyle bağlantılı olmayan hayatların sürekli karşılaşmaları herkesin az ya da çok bu karanlık ortamdan zarar göreceğini/etkileneceğini vurgulamaktadır.

    bürokrasi ve siyaset aygıtları, herşeyi devlet için yaptıklarını söyleyerek kişisel çıkarlarını koruma telaşındadır. bu telaş içinde birbirleriyle çekişmeye başlayarak, parçalı bir görünüm sergilenmektedir.

    simgesel anlatım yoluyla sürekli bir mesaj verilmektedir. mesela, otel sahibinin oğlunun isminin "devrim kansız" olması. kafamda hemen bu iki kelimeyi yer değiştirerek düşündüğümde; "kansız devrim" oluyor ki, bu da beni meşhur "devrim kanlı mı, kansız mı olacak" söylemine götürüyor. belki gereğinden fazla anlam yükleyerek, tekeden süt sağmış olabilirim. bilemiyorum.

    filmin belki bir çok yerine takılabilirsiniz. ben en çok, tuncelili iki kişinin "...asker dağdaki gerillalara yardım ediyorsunuz dedi..." cümlesine takıldım. söylemlerin kelimeler üzerinden inşa edildiğini hesaba kattığımızda, asker niye gerilla gibi bir tanımlama da bulunsun? olsa olsa terörist derlerdi. burada ilinti kurulan yapı ile kullanılan kelime arasında çelişki vardı.

    beğenip beğenmediğime gelince; hayli daldan dala atlanmıştı. iç içe geçmiş ilişkiler ağına sıradan insanların hayatlarını eklemleme çabaları yerine tek bir konuya detaylı olarak odaklansa daha iyi olacaktı.
    2 ...