kuvvetler ayrılığını demokrasinin gereği sanan mal

entry1 galeri
    1.
  1. hiç de mal değildir efendim. isviçre örneğini açıklamak gerekirse adamlar cins bir kere; orda doğrudan demokrasi var kantonlar var millet vekilleri doğrudan milletin sözcüsü ve özgür iradeleri yok seçmenin talimatı doğrultusunda hareket ederler. nüfusları da ekonomik ve siyasi halleri de kendine has bir memleket orası.
    kuvvetler ayrılığı ise şudur ki; yasama yürütme ve yargının ayrı olmasıdır. türkiyede yani parlementer sistem ile başkanlık rejimi arasında kalmış sistemimizde yumuşak kuvvetler ayrılığı vardır. yürütme (bakanlar kurulu ve cumhur başkanı) ile yasama (tbmm) arasında bir denge vardır birbirlerini frenleyebilirler falan merak eden anayasayı açsın okusun. neyse geçmeye niyetli olduğumuz başkanlık sistemi (tek doğru düzgün örneği adb) ise bunun biraz farklısıdır meclis ile devlet başkanı birbirini etkileyemez öyle bakarlar birbirlerine.
    şimdi sayın başbakanımız diyor ki; kuvvetler ayrılığı bizi yoruyor. yani adamın derdi yasama ile. bunu demesi bile yasamayı etkiliyor o ayrı mesele de, başkanlık rejiminde meclis de senden bağımsız olacak sayın başkan demek lazım. ayrıca tekrar etmek istiyorum yargıyla alakalı devlet başkanının sürekli böyle ileri geri konuşması çok vahimdir. avrupada bir başkan böyle konuşmayı düşünemez bile ama bizde farklı tabi... bağımsız yargı lan. yargı bağımsızlığını yitirirse sayın başbakan istediği yasayı çıkartır istediğini asar istediğini keser. bu böyle zaten. bakınız sayın yazarlar yargı, mahkemeler bu hükümete ait değildir, hatta türk yargısı kavramı dahi yanlıştır. adaletin milleti devleti olmaz, yargı gücünü millet egemenliğinden değil adaletten alır. yani hakimin amacı devletin iyiliğini düşünmek değildir, adaleti gerçekleştirmektir. yoksa oho belediye gelir evinizi kamulaştırır, hatta onu da yapmaz kentsel dönüşüm diye sizi tarlabaşından alır başakşehire atar. bunu yaptı, kanununu da çıkardı. uygun gördüğü yerde sizin evini yıkıp sizi dağın başına gönderebilir, veya arazinizin %40ına karşılıksız el de koyabilir. şu anki sistemde kanun dahi bunu elveriyorsa, ilerde ne olur? bakın avrupa insan hakları mahkemesinin en çok mahkum ettiği ülke türkiye, kıta avrupasında en çok tutuklu sürelerinin bulunduğu ülke de burası. yargı bağımsız olmasa naneyi yediniz gayet net.
    bu konuda yargıçların, savcıların hele ki avukatların şu anda bile uğradıkları değişik bir baskı var da o ayrı bir entry'nin konusu.
    0 ...