Merhabamız bile yok henüz sizinle
Ilk karşılaşmamızda hani o izbe otobüs durağında
Saçlarınız, evet onlar birer doğu söylencesiydiler
Diyarbakır kalesinin sarp surlarından aşağıya
Bildiri mahiyetinde atılmıştılar sanki kentin çilden çocuklarına
Gülümsenmiş, eve heyecanla götürülmüş birer armağandılar
Devletin kendisini affettirme çabasıydı biraz da
Caddenin karşısına geçerken tökezleyen o kız çocuğuna
Şefkat duygusunun tanımı sayılabilecek denli tebessümünüz
Yüzünüzde çok bilindik bir türkü, ah neydi tam da dilimin ucunda
Heh buldum nihayet!
Vefalı bir turna sürüsünün semaya dağılışıydı yüzünüz
Göçebeliğinizden ötürü belki de hep o mahcup ifade
Size adres soranlara inatla Buraların yabancısıyım diyordunuz
Lakin bir kadın çehresine yalan ancak bu kadar yakışabilir!
Çünkü siz aslında bu keşmekeşi avucunuzun içi gibi biliyordunuz
O ufacıcık ellerinizle koskoca dünyama çekidüzen veren sizdiniz
El pençe divan duranlarınız, el öpenleriniz çok olsun!
Yakınlarınıza ırak durmam, durmadan ötekileşmem gerekiyor madem
Mümkün tabii sizi uzaktan uzağa da sevebilirim
Kilometre falan da tanımam ne münasebet
Bazen diyorum çağırsaydınız, bazen de neyse neyse
Sesiniz birbirini tedavi eden iki nehrin vedalaşma anı misali
Kırılgan biraz, inceden sitem barındıran ve de tedbirsiz
Ille de duymayı arzu ederseniz size hatırlatırım ki;
Tanrının en arsız çığlığına yankı da olsanız siz
Dilerseniz her fırsatta, ruhumu sağır edercesine susabilirsiniz!
Sır bu bakın, sakın gidip de kendinize laf yetiştirmeyin
*O kadar çok sevdim ki resmini
Işte bugün konuştu benimle diyor ya o şarkıda
Ben de daldım gittim sizin deklanşör cinayeti bakışlarınıza
Fotoğrafınız kuşkusuz, en ağır yüktü duvarımın sırtında
Kaldıramadı bu laubali ev yokluğunuzun en ciddi belgesini
Hiç haberiniz olmadı bundan, olmamalıydı da
Ben sizin ömrünüzü kare kare yaktım, anbean dondurdum!
Tıpkı ecel terleri döken bir yılan gibi, son anımı irisime kaydettim
Piksel kalitesi düşük delilim sayesinde katilimi iftiharla sundum!
Gözlerinizde bir sevdayı gençken katletmenin haklı gururu
Erkenden inen gaddar bir giyotinin ışıltısında gözleriniz
Ben hep idam öncesi Özgürlük! naraları atan mahkûmunuz
Feshedilen antlaşmalarla ganimet hakkından olan savaş mağdurunuz
Kutsal kabul ettiğiniz, kasıklarınıza törenle gömülen mahdumunuz!
Toprak olanlarım adına sizi temin ederim ki;
Siz dilerseniz, tek düşünüzü dahi kaderine terk edebilirsiniz!
Gidişiniz; özümdeki yaramaz çocuğun, harçlıklarından artırarak aldığı pamuk şekerini hayal kırıklarıyla kaplı olan bir zemine düşürdüğü o talihsiz an
Ve hiç merhabamız olmadı sizinle!
Galiba ben o belediye otobüsünü ölene dek kaçıracağım
Bu, aslen hiç gerçekleşmemiş olan aşk hikâyesi de
Malum şahıs görüş alanına girdi. esprisini hâlâ yapabilen gişeciyle
Şu bir türlü kısa tutamadığım bilet alışverişinde kalacak hep