geceleyin gülistan da gençliğimin
köpüren şarabını sundum sana
ben peçeni kaldırır,
saclarını cözerken,
sessizliğiyle güzelleşen yüzünü
gabar göğsüme çekerken,
tası dudaklarına kaldırdın sen...
fıratı içer gibi soluklanmadan
indirirdin gözlerini gülümserdin sen
aynı düşleri düşlerken
uyku dünyasından taşınca
dost yüreklerin,
indirirdin gözlerini gülümserdin sen
bugün şafağın çiğiyle serinlenen
harran durgunluğunda sen
yıkanmış,beyazlar giyinmiş
kıble ye doğru yürüyorsun
ibrahim elinde bir sepet çiçekle
o ıssız yolun kenarında
çoban sabrıyla
ağacın gölgesinde
şafağın durgunluğunda
hamravat kıyısında
başım eğik duruyorum ben
dost yüreklerle selamlayarak
indirirdin gözlerini gülümserdin sen.
abdurrahim semavi