oy oranlarını sonar'ın anketine göre %2'ye çıkarmış partidir.
bazıları "nasyonal sosyalist" dolayısıyla da "faşist", bazıları ise "milli burjuvazinin çıkarlarını savunuyor" yönünde eleştiriler getirmektedir.
birinci eleştiri bilimsel değildir; ip'in "nasyonal sosyalist" ölçütleri karşılamadığı ortada.
biraz siyasal birikimi olan, alman faşizminin sınıfsal karakterini ve ip'in savunduğu teoriyi karşılaştırma gereği duyan herkes, sanırım bu yönde eleştirilerin ip'e ve ip nezdinde ulusalcılara haksızlık olacağını görüyorlardır.
alman faşizmi dediğimiz nasyonal sosyalist hareket, alman tekelci burjuvazisinin en azgın, en saldırgan ve bir kadar da zalim diktatörlüğüne verilmiş addır.
ip, ne bir burjuvazi kontrolünde olan bir partidir; ne de uzun vaade de "burjuva diktatörlüğünü tesis edecek" bir politikası vardır. zaten türkiye egemen siyasetinin mevcut sınıfsal karakterini analiz ettiğimiz zaman; tekelci burjuvazi ve cemaat koalisyonundan başka bir şey göremeyiz. "burjuva ve cemaat diktatörlüğü" cumhuriyet devrimlerinin son izlerini de sildiğini gibi türkiye'yi bölünmeye sürüklemektedir.
milli burjuvazi konusunda, "sosyalist fikirlere zıt gibi görünen" tezleri ise bazı yanılsamalara yol açıyor.teorik birikimi olmayan için bu tür yanılsamalar daha da çabuk ortaya çıkıyor; " kardeşim biz sosyalistiz, o zaman neden burjuvayı yanımıza alıyoruz" serzenişlerini duymak fazla vakit almıyor.
lenin'in emperyalizm adlı, baş ucu kitabı yapılması gereken, eserini okuyan herkes, emperyalizm çağında burjuva sınıfının da derin anlaşmazlıklara gebe olduğunu; sistem içi çelişmelerin marksistlerin işine yarayacağını ve marksistlerin bu çelişmeleri derinleştirecek stratejiler izlemesi gerektiğini görmüştür.
bu bağlamda, "anti-kapitalist olunmadan anti-emperyalist olunamaz" önermesinin bizzat lenin tarafından çürütüldüğünü görüyoruz. çünkü emperyalist olmayan kapitalistlerin de bulunduğunun, emperyalist burjuvazinin tekelci karakteri nedeniyle bazı görece küçük ve gelişememiş burjuvaları karşı tarafa sürüklediğinin; bu nedenle "burjuvazinin kapitalist bir anti-emperyalist kesim yarattığının" altını çiziyor . buradan hareketle ve ip'in türkiye siyasetinde daha da etkin ve belirleyici bir noktaya doğru yürüdüğünü göz önünde bulundurarak; milli denilen sanayici kesimlerin, çok büyük bir kalabalığa tekabül eden orta sınıf tabakaların sosyalist lafazanlık ile anti-emperyalist cepheye dahil edilip, sistemin açmazlarının devrimciler lehine döndürülemeyeceği ortada. ip'in bu nedenle bütün halk kesimlerini ve tutarsız bir tavır izleyen sanayici kesimleri saflarına çekmesi marksizm'e aykırı değildir. aksine bizzat marksist ustaların altın öğretilerindendir.
"kara kitapçı" solcular, sanırım bunları es geçmişler. acilen lenin'in emperyalizm kitabını 'anlayarak' ya da 'özümseyerek' okumalarını tavsiye ederim.