tek başına olmakla karıştırılmaması gereken acınası hal.
insan tek başına kalmak isteyebilir, hatta bazen en iyisi tek başına kalmaktır, herkesin geçici bir süre buna ihtiyacı olur.
yalnızlığa gelince....felsefi açıdan bakıldığında, hiçbir insan yalnız değildir, diyebilirim açıkça. şu ya da bu şekilde insan eli değmiş, insanla ilişkili bir ortamda bulunduğumuz sürece, tek başına olsak bile, yalnız değilizdir. Çünkü insanın binlerce yılda yarattığı, ürettiği şeylerin, eşyaların, kültürün içinde yaşıyoruzdur.
çoğunlukla bunun farkında değilizdir. oysa biraz düşününce, dört bir yanımızda insan ürünü şeylerle kuşatılmışızdır. bu insan bir milyon yıl önce yaşamış insan da olabilir, az önce yemeğimizi hazırlayıp komşuya giden annemiz de olabilir. sonuçta dün ya da bugün insanın "ektiği/biçtiği"" şeylerle yaşıyoruz.
yalnızlık, insanla ilgili hiçbir şeyin olmadığı, hatta duvarında "ilkel" bir insan atamızın çizdiği bir hayvan resim bile bulunmayan mağarada mümkün olabilir.
yalnızım diyen insanın, samimiyse, her türlü insan "icadı" şeyden soyutlanmış olması gerekir. bu ise, kelimenin bütün anlamlarıyla, mümkün değildir.
bu nedenle yalnızım derken üç kere değil beş kere düşünmeliyiz.
yalnızlık fikri, kapitalizm insanlara yukarıdaki "bağı" unutturduğu için, içinde düşülen bir bataklıktır.
kapitalizm bizi bu bataklıkta yok etmek için "yalnızlık" dağıtıyor milyonlara. biz de yiyoruz.
bir de... gündelik hayatta "beni yalnız bırakın" feryadını bu gözle düşünmek gerekir. güzel kardeşim istesen de yalnız kalamazsın!