bırakın osmanlıyı, tarih boyunca pek çok ırktan pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış ve halen bu mirası paylaşan insanların yaşadığı günümüz türkiye'sinde bile ırkçı düşünce hepimiz için dile getirilebilecek en son söylem olmalıdır bence. son bir saattir okuduğum tüm entrylerde hemen tüm yazarların şaşmaz bir şekilde türk milliyetçiliğini övdüğü ziya gökalp; pek az bir yergi ile karşılaşmış olsa da çoğunlukla beğenilere mazhar olmaktadır. sanırım tarihe mal olmuş bir şahsiyet olarak hakkıdır tüm bu övgüler. ancak dün osmanlı bugün ise türkiye için milliyetçilik fikirlerinin nelere mal olduğu ve olacağını düşündükçe neden daha objektif ve olabildiğince yansız bir analize ihtiyacımız olduğu gerçeği daha iyi anlaşılacaktır sanırım. düşünelim; dün nasıl ki bir imparatorluk için türkçülük esaslı bir yapıştırıcı etken olamadıysa bugünün türkiyesi için de, aksine varlığı ile kürtçülüğü beslemekten öte işe yaramayan bir ayrıştırıcı etken olarak hala karşımızda durmaktadır. öyle ki beslediği kürtçülük bir yana yazarın var olan ek özellikleri nedeniyle de doğal sahiplenmenin veya yadsımanın bir sonucu olarak türk-islam ayrışmasına da hizmet etmektedir aynı zamanda. bu durumun; kimilerince belirli bazı yazarların manuple edilmesiyle yükselen ırkçılık üzerinden, kimilerince etnik ve sosyo-ekonomik yapımızın tarihsel süreçlere verdiği doğal bir cevap ile yada daha başka pek çok kontrol edilebilir veya edilemeyebilir etken dolayısıyla giderek bir bölünme sürecine yol açacağı muhakkaktır. ek olarak idealleri olan bir örgüt (ayırt etmeksizin insanların iyiliği için çalışan bir örgüt neden gizli olur? biri bana bunu açıklamalı.) ve aynı zamanda imparatorluk dışından maddi manevi desteklenen bir partiye de üye olduğu bilinen bir insan ne kadar özgür fikirli olabilir ki? osmanlı da olduğu üzere, fikir adamları ve sanatçıları özgür olmayan bir ülkenin bağımsız olabileceğine inanmıyorum ben. tıpkı özgür olmayan sanatçıların, bilim adamlarının ve yazarların da büyük olmadığı gerçeği gibi.