islamda kafir

entry12 galeri
    6.
  1. kelimeler elbette insanlara has düşünce araçlarıdır. ancak nasıl kullandığın bir alet medeniyetinin şeklini şemalini belirliyorsa kullanılan kelimeler ve bu kelimelere yüklenen anlamlar da düşüncenin şeklini şemalini belirler, biçimlendirir. bir iddia şu:

    --spoiler--
    "islam'da kafir" dediğimizde kavramsal olarak "barışın ve bunu sağlayan unsurların karşısında olan, egemenliğini inkar eden, yok sayan, görmezden gelerek yokmuş gibi, ona göre yaşayan, barışı reddedip kendi haklılığını savunarak sürekli savaş halinde olan" şeklinde bir tanımla karşılaşılacaktır.
    --spoiler--

    nasıl, yani hangi kelime/anlam araçları ile yukarıdaki kavramsal sonuca varıldı?

    --spoiler--
    ...islam sözcüğü arapça "se-le-me" kökünden türemiştir ve anlamı "barış"tır. bununla birlikte kökün aktif ortaç formu '''esleme'''dir ve "teslimiyet" anlamına gelir.

    kafir... inkar, reddetmek, yok saymak, görmezlikten gelmek eylemlerinin öznesi.
    --spoiler--

    şimdi ben bir ideoloji ve akım ortaya atıp adına barış ve mutluluk gibi pembe isimler uydurursam, pek tabidir ki buna karşı çıkan da -yine benim mantığıma göre- barışa ve mutluluğa karşı/ters olacaktır. "ben barışı savunuyorum, ama benim karşıtım da barışı savunuyor" diye bir cümleyi kimse kurmaz. çünkü adama derler ki, "ikiniz de aynı şeyi savunuyorsanız nasıl birbirinizin karşıtı oluyorsunuz?" ama islam kendisine "barış, selam" diye bir isim aldı diye içeriğinin de böyle olduğunu kim iddia eder? elbette o dine inananlar, yani bu "barış" kavramı o ismi ilk ortaya atanlar ve takipçilerini bağlar.

    konumuz "islam'da kafir" olduğuna göre kafire yüklenen negatif tanımlamalarda şaşacak bir şey yok; zaten en baştan beri iddia edilen de tam budur: islam kendisinin peşinden gelmeyeni, kendisine inanmayanı lanetler; bu, yani kafirlerin lanetlenmesi, kuran'da ayetlerle sabittir. ve bu konu ilk ortaya atıldığında amaç kafir ile müslümanın yapısal uyuşmazlığını deşifre etmekti. bu bile tek başına gereksiz bir "Malumun ilanı" gibi görülebilir. ancak o kadar da basit değil, bunun bir bedeli var: allah tarafından dizayn edilmiş bu köklü tersliğin müslümana hatırlattığı bir yükümlülük vardır. "müslüman kafiri arkadaş edinmeyecek, kafirden dinine saygı beklemeyecek, yoksa kendi dinini inkar etmiş olur" dedik. yani tekrarlamakta fayda var; "islam'da kafir" demek "islam'da müzik" veya "islam'da bahçecilik" tarzı keyfi ve hafif bir konu değil, tam aksine islam'ın temel kuramlarından biridir. bir diğer deyişle, kafiri nasıl formüle edersen din'de odur, yani tarif ettiğin kafirin tersi senin bir müslüman olarak kendini gördüğün yerdir.

    --spoiler--
    genellikle, belki de hep ayet cımbızlaması yapılarak saptırılmış bir kavram. kuran'da geçen her kavram için unutulmamalı ki kuran bir bütündür, tek bir ayete dayanarak bir kafir tanımı yapmak gaflettir, ayrıca anlatılanların belli bir zamanı kapsamadığını da hesaba katmak gerekir.
    --spoiler--

    "kimse ayet cımbızlaması yapmıyor" demek mümkün değil elbette, yapanlar var ve olacaktır. ancak en azından burada bunun yapılmamaya çalışıldığından bahsettik. kafir'in kuran'da her görüldüğü, tarif edildiği ve kullanıldığı yer bu tartışmanın bir parçasıdır. burada bütün bu kafir tanımlamaları bir araya getirilerek ortaya konan tabloya nasıl bakılıyor, hangi teknik ve yöntemlerle bu gibi ayetler anlaşılmaya çalışılıyor derdindeyiz. üstelik iman sahipleri dikkat etmelidir: karşıtları bir ya da birkaç ayeti sıraladığında, özellikle de ayetleri ortadan bölmüyorlarsa bir zahmet şu "cımbız" muhabbetini terketsinler. zira biliyoruz ki kendileri de işlerine gelince şu ya da bu ayeti örnek olarak verebilmektedir. yarın bir gün bu "cımbızlama" suçlaması kendilerine getirilebilir. aslında getirilmişi de var: (bkz: her olumlu ayete on tane olumsuz ayet bulabilmek). yani itham ederken aynı malzemenin kendi söylemlerine karşı da kullanılacağını hesaplamak lazım.

    --spoiler--
    "bu ön kabuller yapılmadan kuran'daki herhangi bir kavramdan bahsetmeye çalışmak gülünç olur...

    ...tartışma bir tarafın sürekli "bilemeyiz, ama neden bilemeyiz, neden, nereden biliyoruz?" dediği bir boyuta taşınacak ve tartışmayı sürdürmek dahi nereye varacağı bilineceği için anlamsızlaşacaktır. ancak yine de başlangıç aşamasında şüpheyi bir tavır olarak değil de yöntem olarak kullanmayı kısıtlayan hiçbir engel yok."
    --spoiler--

    bu kısım bayağı bir gazoz. ne önkoşuluymuş bu böyle? en basitinden senin önkoşulun bir allah olduğu, kafirin önkoşulu da bunun bir masal olduğu yönünde. buyrun burdan başlayalım o vakit. nereye varılır peki? hiçbiryere. kafir zaten kuran'ı ve kavramlarını (kafir, melek, şeytan, cennet, vs.) birer önkoşul olarak kabul ediyor. gelgelelim müslümana dönüp "hadi şimdi bu kavramları bize bir anlat" diye talepte bulunduğunda müslüman köpürüyor ve başlıyor kafirin insan olmadığından dem vurmaya: sen de bir zahmet ön koşul olarak kafirin de düşünen bir insan olduğunu farket.

    iman sahibi "şüphe"yi hiçbir aşamada kabul edemez; ne "başlangıç aşamasında bir yöntem olarak", ne de yemeğe tuz olarak. böyle birşey yok. ama her "şüphe" duyan da bilinemezciliğe, boşluğa savrulacak, paranoyak olacak diye bir kaidede yok. bir yerde herşeyin fazlası zarar, ama herkesin "fazla" anlayışı da aynı değil ki? seni sarhoş eden başkasını çakırkeyf bile etmeyebilir. denemesi bedava: müslüman kendisine bir liste yapsın bakalım "allah'ın varlığından şüphelenme sebepleri ve yolları" diye. ya da aynı müslüman "kuran'ın insan eseri olduğuna dair şüpheye yol açan ayetler" desin bir bakalım. komik olurdu değil mi?
    0 ...