--spoiler--
BELKi BiRGÜN
MiSAFiR GELiR DiYE
KAPILARI KiLiTLi
YÜREK ODALARI VAR ONLARIN!...
En özel çay bardaklarını,
tabaklarını,
çatal bıçaklarını
hiç kullanmadılar,
misafirlere sakladılar.
Evlerinin
en büyük
ve en rahat
odalarında oturmak yerine,
orayi
özene bezene döşeyip
kapılarını kilitleyip
adını misafir odası koydular.
Ve
kendilerini
daracık odalara hapsettiler.
En güzel masa örtüleri,
kırlentler,
yastık yüzleri,
çarsaflar
ve işlemeli havlulara
dokunmaya kıyamadilar.
Ta ki
bir misafir gelene kadar.
Çikolatalar,
kolonyolar,
tatlılar...
Hele de
pahali cinstense
hep köşe bucak saklandı.
Çocuklara bile elletilmedi.
Hep
en güzel şeyler
birileri için saklandı.
Hiç kendilerini
o özel
ve güzel şeylere
layık görmediler.
Güzel anlara
uzaktan baktılar hep.
Ancak fotoğraf çekilirken
ya da
bir misafir ağırlanırken
mutlu gibi gösterdiler.
Şimdi
biz onlardan
bizi kocaman
ve sınırsız
sevmelerini bekliyoruz.
Fakat onlar
kendilerini
hiç sevmediler ki
bizi nasıl sevsinler?
Hep hayatın
bir köşesinde
ezik bir gölge duranlar,
şimdi
hangi cesaretle
gelip de
kucaklayacaklar bizi?
Misafir odalari gibi
boş ve anlamsiz
bir yürek tasiyorlar içlerinde.
Belki birgün
misafir gelir diye
kapıları kilitli
yürek odalari
var onlarin.
Tertemiz
ve bakımlı
ancak bomboş...