5.
-
--spoiler--
DEDiM
Dedim: Çekiyorum gamını;
Dedi: Geçer gider gamın.
Dedim: Ol benim mâhım.
Dedi: Dur bakalım.
Dedim: Müşfiklerden vefa öğren.
Dedi: Pek az görülür güzellerde.
Dedim: Kapatayım bakış yolunu hayaline.
Dedi: Hırsızdır; gelir başka yoldan.
Dedim: Zülüflerinin kokusu gümrah etti alemde beni.
Dedi: Bir bilsen, o da rehber olur sana.
Dedim: Ne güzel bir hava!
Sabah yeliyle geliyor.
Dedi: Serin bir meltem;
Dilber yurdundan geliyor.
Dedim: Öldürdü bizi lal dudakların.
Dedi: Kul olmaya bak;
gözetir o kullarını.
Dedim: Söyleme kimseye, yaklaşıyor vakti.
Dedim: Gördün mü, nasıl geçti işret zamanı!
Dedi: Sus Hafız; bu keder de geçer!
--spoiler--
--spoiler--
ŞARABıN TERANESi
Dedi lâl rengi saf şarap kadehe
Dört yerde dört cevherim hep ben
Asmada zümrüdüm, şişede akik
Küpte Süheylim, kadehte güneş
Kim demiş bana haram; içerken beni
Doğumda helalzade, olur haram?
--spoiler--
--spoiler--
EMEL KASRı
Gel haydi,
Emel kasrının temeli çok gevşek.
Şarap getir, şarap;
Ömrün temeli hava üstünde.
Kölesiyim ben onun himmetinin,
ne varsa şu gökkubbe altında,
özgür her şeyden.
Ne diyeyim sana bilmem ki,
Sarhoştum dün gece meyhanede,
bulut gibi;
Bilir misin,
ne müjdeler verdi bana
gayb aleminin meleği?
Ey gökyüzünün sidresinde oturan,
yüce görüşlü,
şahbaz doğan!
Değil senin otağın şu mihnetler ülkesi.
Safir çalıyorlar sana
ta arş şerefesinden.
Bilmem
neler geldi şu tuzakta başına?
Bir öğütüm var sana;
dinle
ve uygula
olur mu?
Öğrendim bu sözü ben tarikat pîrimden.
Çekme dünyanın gamını;
Çıkarma öğütümü aklından
aman.
Bu aşk iksirini öğrendim bir yoldaşımdan.
Oluver razı verilene;
Çözüver alnındaki şu düğümleri;
Açılmadı çünkü seçme kapısı
ne bana
ne sana.
Sözünde durmakmış:
Arama sakın temeli gevşek şu dünyada.
Bilmez misin ki dünyanın
bin damada
gelin olduğunu?
Vefa izi görülmüyor gülün tebessümünde.
inle benim aşık bülbülüm inle;
zamanıdır feryadın.
Behey şair bozuntusu!
Ne kıskanırsın Hafız'ı?
Kazanmıştır gönülleri;
Allah vergisi sözleri.
--spoiler--
ÜZÜLME
"Kaybolan Yusuf döner gelir Kenan'a;
Üzülme.
Bir gün döner hüzünler kulübesi gül bahçesine;
Üzülme.
Ey gamlı gönül;
iyileşirsin nasıl olsa.
Getirme aklına kötü şeyler.
Bu perişan başın da gelir hale yola,
Üzülme.
Ey güzel sesli bülbül;
devam edersen çimen tahtında kalmaya,
yine başına çiçekten güneşlik takarsın;
Üzülme.
Şu kısa ömrümüzde felek
dönmezse bir iki gün muradımızca,
gerçekleşmezse arzularımız,
devam etmez ya bu hep böyle;
üzülme.
Umutsuzluğa kapılırım deme!
Gayb âleminin sırlarını bilmiyorsun çünkü.
Perde arkasında,
nice gizli oyunlar var.
Üzülme.
Hey gönül;
söküp götürse de yokluk seli varlığımızı,
Üzülme.
Nuh gibi kaptanın var;
Üzülme.
Batarsa deve dikenleri her yanına
Giderken Kâbe yolunda
Üzülme.
Olsa da konak yerleri tehlikeli,
Olsa da menzilin uzak,
bitmeyen yol yok,
Üzülme.
Bir yanda dosttan ayrılığın acısı,
Bir yanda rakîbin rahatsız edişleri.
Biliyor bunların tümünü
halleri değiştiren Tanrı.
Üzülme.
Ey Hâfız,
Düşmüyorsa dilinden dua, Kur'ân,
Çekilmişken fakr köşesine, halvete,
gerçekleşecek arzuların;
Üzülme,
üzülme,
üzülme.